banner393

Glokom hastalarının yarısı hastalığından habersiz

- Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Jülide Canan Umurhan Akkan: - "Dünyada 70 milyona yakın glokom hastası var ve bunların yarısı hastalığından habersiz" - "Özellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan ve sinsice ilerleyerek hiçbir belirti vermeyen Glokom, körlük nedenleri arasında da ikinci sırada yer alıyor. Hastaların yüzde 10'u tedaviye başladığında maalesef geç kalınmış oluyor ve kalıcı görme kaybı gelişiyor" - "Uygun tedavi edilmediği takdirde körlük, hastalığın kaçınılmaz sonudur. Günümüzde yıllık periyotlarla göz muayenesi yaptırarak erken teşhis ve tedavi ile glokomdan korunmak mümkün"

Glokom hastalarının yarısı hastalığından habersiz

İSTANBUL (AA) - Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Jülide Canan Umurhan Akkan, dünyada 70 milyona yakın glokom hastası bulunduğunu ve bunların yarısının hastalığından habersiz olduğunu belirterek, "Özellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan ve sinsice ilerleyerek hiçbir belirti vermeyen glokom, körlük nedenleri arasında da ikinci sırada yer alıyor." ifadesini kullandı.

Akkan, 8-12 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında yaptığı yazılı açıklamada, dünyada 70 milyona yakın glokom hastası bulunduğunu ve bunların yarısının hastalığından habersiz olduğunu bildirdi.

Özellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan ve sinsice ilerleyerek hiçbir belirti vermeyen bu hastalığın, körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını aktaran Akkan, hastaların yüzde 10'unun tedaviye başladığında geç kalmış olduğunu ve kalıcı görme kaybının geliştiğini kaydetti.

Akkan, göz tansiyonunun yüksek olmasının glokom olma olasılığını yükselttiğini ancak bu hastalığın nedeni olmadığını belirterek, "Her göz tansiyonu yüksekliğinin tedavi edilmesi gerekmez, sadece glokomlu hastalar tedavi edilir. Glokom hastalığı hayat boyu tedavi gerektiren bir hastalık olduğundan gerekli testler yapılmadan tanı kesinleştirilmemelidir." bilgisini verdi.

Glokomun ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Akkan, "Ne yazık ki kaybedilen görme ve görme alanı hiçbir şekilde tekrar geri kazanılamaz. Sadece kalan görmeyi, görme alanını ve gözün şeklini korumak mümkün olabilmekte. Ya da varsa göz ağrılarının geçmesi için ömür boyu tedavi edilebilirler. Yeni doğanlarda acil cerrahi tedavi ve ek damlalar, erişkinlerde ise öncelikle damlalar, yeterli olmazsa lazer veya cerrahi tedavi gerekir." ifadelerini kullandı.


- "Vücut tansiyonu, göz tansiyonu ve glokom riskini artırıyor"


Doç. Dr. Akkan, her yaş grubunda grubunda görülebilen glokomun, "optik sinirin, yani görüntüleri gözden beyine taşıyan sinirin bir hastalığı" olduğunu belirterek, teşhis edilmemiş kronik (müzmin) tipte glokomu olan çoğu insanın, hastalığının ileri evrelerine kadar hiçbir rahatsızlık hissetmeyebildiğini vurguladı.

Kişide görme azalması fark edildiğinde hastalığın çok ileri aşamaya gelmiş olabileceği uyarısında bulunan Akkan, hastalığın sonunun uygun tedavi edilmediği takdirde körlük olacağının altını çizdi.

Akkan, halihazırda yıllık periyotlarla göz muayenesi yaptırarak erken teşhis ve tedavi ile glokomdan korunmanın mümkün olduğunu kaydederek, risk grubunda yer alanlarla ilgili şu bilgileri verdi:

"45 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde glokomlu yakınları bulunanlar, şeker hastaları, yüksek numara gözlük takanlar (aşırı miyop ve hipermetroplar), gözüne darbe alanlar, uzun süre kortizon kullananlar, vücut tansiyonu yüksek olanlar veya aşırı düşük olanlar, gece hipertansiyon ilacı kullananlar, gözlerinin saydam tabakası (kornea) ince olanlar risk grubunda yer alıyor. Özellikle birinci derece akrabalarına glokom teşhisi konulanlarda risk 6 kat artıyor."

Akkan, düzenli ve tam kapsamlı yapılan bir göz muayenesinde fark edilen şüpheli göz içi basıncı yüksekliği ya da görme siniri değişikliği durumunda daha detaylı tetkikler yapılması gerektiğini bildirdi.

Gözün saydam tabakasının kalınlığının da göz tansiyonu ölçümlerinde hesaba katıldığını kaydeden Akkan, "Kritik olan görme siniri, muayenede görülmekle birlikte, görme sinirinin başı ve bunu oluşturan sinir lifi tabakası, Optik Koherens Tomografi gibi objektif bilgisayar destekli yöntemlerle değerlendirilebilmektedir. Görme alanı testi de sübjektif yardımcı bir yöntemdir." ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER