banner335
EY NEBİ!...
Ben sizden tam 1422 yıl sonra doğan aciz bir kulum,adımda Büşra,müjdeleyici anlamına geliyormuş ama neyi bilmem,fakat şunu biliyorum ki;siz bütün güzel huyları bünyesinde barındıran “GÜL KOKULU” Nebisiniz.

Diyorum ki;şuan yaşasaydınız,sizi görebilme bahtiyarlığına erişebilseydim,cennetle müjdelenmişçesine sevinirdim,ama bir yandan da düşünüyorum.Ümmeti Muhammed ne halde!kalkıp aramıza katılsanız çok ama çok üzülürdünüz.

Bu masum ve çocuk halimle okuduğum kadarıyla sizin güzel ahlakınızı ve günümüzdeki acı durumumuzu mukayeseli olarak size yazmak istedim.

Siz ki;henüz genç yaşta “EL EMİN”denen ey Nebi:bugün babanın oğla,oğlun babaya güveni kalmamış.adaletini okudum “Vallahi kızım Fatıma’da olsa fark etmez “ dediğini ,ya şimdi öğle mi?

Yaratılmışların en cömerdi olduğunu biliyorum;kapına geleni boş çevirmediğini,verecek bir şeyin yoksa Ebu Bekir’e gönderdiğini.Ben 2 yıldır oruç tutuyorum,iftar soframızda 4-5 kap yemek,hemen herkeste aynı,ama söz fakiri doyurmaya geldimi 1 kab çorbayı bile çok görüyoruz.

Sen hatayı yüze vurmazken,biz insanların kusurlarını araştırmayı,teşhir etmeyi marifet sayar hale geldik. “Küçüklerine merhamet etmeyen bizden değildir” “Torunlarım Hasan’la Hüseyin dünyadaki iki reyhanımdır” deyip biz çocukları çok sevdiğini de okudum,bugün sudan sebeplerle anne-baba tarafından dövülen,horlanan,sokağa bırakılan yavrulara ne demeli?.

Bugün içimiz başka dışımız başka bizim, oysa sen ey Nebi ! sözü ile fiili uyum içinde olandın. Yalanı moda haline getirdik, oysaki sen: yalanı ve yalan söyleyeni sevmezdin.

Senin onaylamayacağına inandığım, saçma sapan isim koyanlara ve ismi ile öğünenlere ne demeli ?

Manevi hastalıklardan gıybet ve dedikodu öyle kronikleşti ki; tedavisi mümkün olur mu acaba?

Ey alçak gönüllü olan Resul; öyle ki ziyaretine gelen bir adam senin huzurunda olmaktan korkup, heyecan içinde titrerken: “ Kendine gel ey arkadaş, ben ne kralım ne de hükümdar! Güneşte kurumuş et ve kuru ekmek yiyen Kureyş’li bir kadının oğluyum” diyensin. Bugün makam ve mevki sahibi olup, yürüyüşü bile değişenlere akrabamız dahi olsa kaç kapı sonra ulaşabiliyoruz?

Ey sima ve huy bakımından yaratılmışların en güzeli, insan tiplerinin en mükemmeli, hoş ve güzel kokulu, merhamet ve ikram sahibi “SEVGİLİ PEYGAMBER” ; Umuyor ve diliyorum ki; ümmetlikten kovmazsın bizi, Dünyanın sulh ve selameti için dua et bize, şefkat ve merhamet kanatlarını ger üzerimize,mahşerde buluşmak üzere!...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.