|
SON DAKİKA
ÖZÜRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK
Hani bir fıkra vardır; padişah vezirine: -“ Öyle bir davranışta bulun ki, özrün kabahatinden büyük olsun” der. Gel zaman git zaman bir gün, vezir padişaha parmak atar. Vezirin bu davranışına padişah çok kızar. –“ Ne yapıyorsun be adam,” der. Ardından vezir, padişaha; “ Özür dilerim sultanım, sizi valide sultan sandım,” der. Padişah; “özrün kabahatinden büyüktür,” der. Vezir, padişaha daha önceki sözünü hatırlatır: “Padişahım sağ olsun, siz benden böyle bir davranışta bulunmamı talep etmiştiniz. Ben de onun üzerine bu hareketi yaptım,” der. Uludere’ deki 35 kaçakçının öldürülmesinin ardından, kamuoyunda söylenen ve yazılanlar aklıma bu fıkrayı getirdi. Öldürülen 35 vatandaş terörist değilmiş, kaçakçıymış. Ne güzel (!) Terör örgütünün elbisesine bürünmüş, terör örgütünün güzergahını kullanıyor ve ülkenin katma değerine darbe vuruyor, gayri meşru işlerle iştigal ediyor, yine de masum vatandaş muamelesi görüyor. Ölenlerden birinin babası, sözde korucu gazisi, çocuğuna örgütün sahip çıktığını ifade ederek, devleti acze düşürmeye çalışıyor. Ama örgütün bayrağına sarılan tabutu kabulleniyor. Aslında oradakilere: -“ Bakın sizin gerçek sahibiniz Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil. “ mesajını vermeğe çalışıyor. Örgütün çığırtkanlığını yapan bir milletvekili ise; -“ Böyle bir zamanda yetkililerin taziyede bulunmaması uygun olur. Önce faillerinin bulunması lazım. Yoksa olacakların önüne geçemeyiz.” diyerek, o toprakları sahipleniyor. Köyüne zulmeden, güler yüzlü ağa rolünü üstleniyor. Pekala, sen hangi sıfatla oradasın? Aynı meclisin mensubu değil misin? Yetkisiz misin? Hümanist bir yaklaşım sergileyen Uludere kaymakamı, bu ülkenin vatandaşı değil miydi? Üstelik ölen insanların yakınlarını ziyaret edip, acılarını paylaşmak isterken, linç ediliyor. Gerçi, kaymakama atılan her tekme, her tokat, aslında kaymakama değil !.. O bölgede yaşayan insanların hayat şartları, onların hayat mücadele biçimini o şekilde belirliyor olabilir. Ama, ülkenin bölünmez bütünlüğünü sağlamakla görevli kişilerin de bir sorumluluğunun olduğunu kabul etmek lazım. İnsansız Hava Araçlarının insanları, kaçakçı veya terörist diye ayırt edebilmeleri mümkün değil. Fakat o bölgenin terör örgütü tarafından kullanıldığı bir gerçek. Aslında fazla söze gerek yok! Bu olay kurtla kuzunun işine benziyor. Hani anlatılır ya; Kuzu dereden su içerken, kurt gelmiş. “ kuzu kardeş, ben bu dereden su içerken, sen yukarıdan benim suyumu bulandırıyordun.” Kuzu demiş ki; -“Ne zaman?” Kurt: -“ Bıldır, ”demiş. Kuzu: -“ Kurt kardeş, beni yiyeceksen ye. Bahane uydurma. Çünkü ben bıldırın kuzusu değil, bu yılın kuzusuyum.” Bu makale 837 kez okundu Yükleniyor...
|