Kahramanmaraş merkezli 11 şehirde yıkıma yol açan ve asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekipler biçok vatandaşı enkazdan çıkardı. Enkazdan 10 akrabasının cansız bedenini çıkartan Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı personeli Adıyamanlı Yusuf Özel, “Dayımın çocuğu vardı, çocukluğumda hep onun gibi bir insan olmayı hayal etmiştim. Hiç istemesem de Rabbim bana onun cenazesini çıkarmayı nasip etti” dedi.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11 şehirde yıkıma neden olan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük deprem nedeniyle binlerce vatandaş hayatını kaybetti. Depremin ilk anından itibaren AFAD koordinasyonunda deprem bölgesine ekipler sevk edildi. Depremde yıkımın en yoğun olduğu şehirlerin başında gelen Hatay’a ise Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekipler ilk görevlendirilen ekipler arasında yer aldı. Deprem bölgesine sevk edilen ekipler arasında yer alan Konya’da görevli itfaiye personelleri, depremin yıldönümünde yaşadıklarını anlattı.

“Çocukluğumda ezbere bildiğim sokakları kaybettiğimi anladım”

Deprem gecesi akrabalarının enkaz altında olduğunu öğrenen ve bölgeye giden ilk ekip arasında yer alan Konya İtfaiye Daire Başkanlığında görevli Adıyamanlı İtfaiye Çavuşu Yusuf Özel, “Asrın felaketinde Konya Büyükşehir Belediyesi’nde itfaiye eri olarak çalışmaktaydım. Yatağımdan zıpladım o gece, aile yakınlarımın enkaz altında olduğunu öğrendim. Olay yerine gitmek için ilk olarak toplandık, gidiş aşamasında Hatay’a çıkış yaptı ekibimiz. Ben de yetkili amirlerimden izin alarak Adıyaman’a doğru yola çıktım. Yol üzerinde görmek istemediğimiz olaylarla karşılaştık. Adıyaman’a vardığımızda çocukluğumda ezbere bildiğim sokakları kaybettiğimi anladım. Daha sonrasında enkaz bölgesine ulaştım. Aile apartmanına ulaştığımda o şoku anlatamam ama herkes sana bir kurtarıcı gözüyle bakıyor sebebi ise bir itfaiyecisin. Oraya vardığımda öncelikle sağ olanlara müdahale etmeye çalıştık, kurtarabildik. Arkasından kendi aile yakınlarımı kurtarmaya çalıştım. 10 yakınım vefat etti, kendim çıkardım o yakınlarımı. Tabii orada bayağı zorluklar çektik. Rabbim bir daha yaşatmasın. Çaresizlik çok bambaşka bir şey onu öğrendim. Ağlaman gerekiyor ama görevin verdiği sorumluluktan dolayı yas tutamıyorsun. Çünkü herkes ağlayarak sana geliyor ve bir şeyler yapmanı bekliyor, gözlerinin içine bakıyorlar. Yani o günlerde ben nasıl çalıştım, neler yaptım, ne çıkardım hatırlamıyorum” dedi.

“Gözyaşları geliyor ama kimseye belli etmiyorsun”

5 gün boyunca kısa kısa süreli uykularla ayakta durduklarını anlatan İtfaiye Çavuşu Yusuf Özel, “2 saatlik uykularla o da uyku denilirse her zaman enkaz üzerinde devam ettik. Yani soğuk hava, yağmur veya yorulmuşmuşuz, hiç önemli değildi bizim için. Rabbim nasip etti, yardım edebildiğimiz insanlar oldu. Aile yakınlarımdan enkazda 2 dayımı, 6 kuzenimi, teyzemi ve dayımın eşi olan yengemi çıkardım enkaz alanından. Benim kuzenim vardı o sevdiğim kuzenimdi. Dayımın çocuğu vardı ve daha yeni evliydi, 6 aylık. Ben çocukluğumda hep onun gibi bir insan olmayı hayal etmiştim. Hiç istemesem de Rabbim bana onun cenazesini çıkarmayı nasip etti. Burada duygulanmıştım. Bir de 3 yaşında dayımın küçük oğlu yani yeğenim vardı onu çıkartırken orada ipler koptu bende. Gözyaşları geliyor ama kimseye belli etmiyorsun. Çünkü tek umudum oydu. Artık görevimin verdiği bir sorumluluk vardı. Biz her zaman en duygusuz olmak zorundayız. Olay yerinde heyecan yapmamak zorundayız. Elimizden geldiğince 6 Şubat ve sonrasında Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Şanlıurfa yani 11 ilde kurumumuzu temsil ederek oradaki vatandaşlarımıza yardım etmeye çalıştık” şeklinde konuştu.

“Çalışmalarımız bittikçe, bir can kurtardıkça mutlu oluyorduk”

Bölgeye giden ilk ekip arasında görevli olan ve deprem bölgesindeki çalışmalarını anlatan İtfaiye Çavuşu Emre Yılmaz, “Bizim için tek hedef nefes alan herkesi ivedi bir şekilde bulunduğu zorlu durumdan kurtarmaktı. Oradaki çalışmalarımızda ilk 1 saat içerisinde 3 can enkazdan çıkarttık. Burada bizzat görev aldım. Fakat zorluk olan daha görevin ilk saatleriydi. Merkeze yeni varmıştık. İnsanlar bir yardım, bir imdat peşindeydi. Bu esnada bizim çalışma yaptığımız noktada çevre sitelerde binalarda ikamet eden kendi ailesi, annesi, babası, çocuğu mahsur kalan kişiler bize gelip hemen gelebilir misiniz, şurada çocuğum bağırıyor, bu tarafta annem mahsur kaldı, zor nefes alıyor, yardım edin gibi durumlarla karşı karşıya kaldık. Tabii ki bu durumda oradaki insanlar o yaşadığı acısı neticesiyle bunu anlayamayacaktı. Biz orada da bir cana müdahale ediyorduk. Çalışmalarımız bittikçe, bir can kurtardıkça mutlu oluyorduk. Hiç beklemeden farklı bir enkaz bölgesine intikal edip kurtarma çalışmalarımıza devam ettik” ifadelerini kullandı.

Özçelik-İş Eti Alüminyum’da mücadele ateşini yaktı Özçelik-İş Eti Alüminyum’da mücadele ateşini yaktı

“Hatay bizim şahsi meselemiz”

İtfaiye Onbaşı Mustafa Burak Ünal ise, “Gece 04.17 sularında deprem oldu. Ben saat 04.30’ta kendiliğimden uyandım ve direkt telefonuma sarıldığımda deprem olduğunu gördüm. Apar topar evden çıkarak Sancak İtfaiye Merkezimize çantamı hazırlayıp olay yerine çıkışımızı sağladık. Şu an o duygularım tekrar canlanıyor, o insanlar gözümün önüne geliyor. O insanlara bir daha olsun bir daha koşarım, bir daha yardım ederim. Ayağımda ayakkabı dahi olmasa koşarak yardım etmeye onların yanına giderim. Hatay bizim şahsi meselemiz” diye konuştu.