banner417

"Liberal Dünya Düzeninin Geleceği" konferansı

- TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik: - "Şu ana kadar gerçekçi hedefler ve tasarruf tedbirleri içeren Yeni Ekonomi Programı'nı ve Merkez Bankamızın sıkılaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladık" - "Bankacılık sistemimizin sağlıklı işlemesi ve karşı karşıya kaldığımız kredi daralmasının reel sektör üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin en kısa zamanda aşılması için Yeni Ekonomi Programı'nda da bahsi geçen durum analizlerinin bir an önce tamamlanması ve gerekli tedbirlerin hızla alınmasını bekliyoruz" - "Türkiye açısından, kurallara dayalı liberal demokratik bir dünya düzeninin ve değerlerinin parçası olmak, hem dış ilişkiler hem de ekonomik ve demokratik gelişmemiz açısından hayati önemde"

İSTANBUL (AA) - Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, "Şu ana kadar gerçekçi hedefler ve tasarruf tedbirleri içeren Yeni Ekonomi Programı'nı ve Merkez Bankamızın sıkılaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladık." dedi.

Bilecik, TÜSİAD-Brookings Enstitüsü tarafından düzenlenen "Kayıp Ütopyalar ve Korkutan Distopyalar: Liberal Dünya Düzeninin Geleceği" konferansındaki konuşmasında, iyimserlik ve kötümserliğin arasındaki ince çizginin gerçekçilik olduğunu söyledi.

Liberal dünya düzeninin geleceği konusunun, oldukça hassas olduğunu belirterek, bugün liberal düzenin, hem kendi içinden, hem de dışından ciddi saldırılarla karşı karşıya olduğuna işaret etti.

Bilecik, küresel liberal düzenin korunması ve geliştirilmesi konusunun, herkesin üzerine titremesi gereken bir konu olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Hepimizin aşina olduğu küresel liberal düzen, çok taraflılığa, temel insan haklarına dayalı demokratik rejimlere ve kurallı piyasa ekonomilerine dayanır. Bu tanım, ilk olarak 11 Eylül saldırıları sonrasında jeopolitik yönden, daha sonra ise 2008 küresel krizi sonrasında ekonomik yönden sarsıldı.

Bugün bir yanda küreselleşmenin iyi yönetilmemesinden kaynaklanan ciddi sorunlar, diğer yanda, korumacı eğilimlerle gündeme gelen ticaret savaşları var. Ekonomileri Batı standartlarında düzenleyici çok taraflı ticaret ve yatırım anlaşmaları, siyaseten zora giriyor. Serbest dolaşımın önüne yeni engeller çıkarılıyor. Kısaca bugün dünyadaki hava sisli, şartlar çetin. Bugün, karşımızda maalesef siyaseten parçalanma eğilimi gösteren bir dünya var. Bu parçalanmayı, her toplum da kendi içinde kutuplaşma olarak ayrıca yaşıyor. Bugünün geçerli 'siyasal güç' anlayışı, ne yazık ki uzlaşma ve birleştiricilik yerine, çatışma ve kutuplaşmadan besleniyor."

Dünyanın, herkesin kendi başının çaresine bakmasını gözeten tek taraflılığa doğru yöneldiğine dikkati çeken Bilecik, eskiden ikilemde kalındığını, bugün ise dünyanın bir üçlemde kalıp, sıkıştığını anlattı.


- "Liberal demokratik sistem bizzat lideri olan ABD yönetimi tarafından sorgulanıyor"


Dünyanın siyasi ve ekonomik aktörleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Bilecik, şu bilgileri verdi:

"Dünya siyasi ve ekonomik sahnesinin en kuvvetli aktörlerinden ABD'nin hegemonyası gerilerken, mevcut liberal demokratik sistem bizzat lideri olan ABD yönetimi tarafından sorgulanıyor. Bu da, transatlantik dünyanın geleceği açısından belirsizlik yaratıyor. Bir diğer aktör AB, evrensel anlamda liberal demokratik değerleri, ekonomik bütünleşme ve derinleşmeyi, sosyal refah ve uluslararası barışı üyeleri arasında en iyi sentezleyen oluşum. Üstelik çevresine yönelik demokratik dönüştürücü gücü de en büyük artısı. Ancak onun da kendi mimarisi ile ilgili aşması gereken yapısal sorunları var. Liberalizmle demokrasinin ayrıştığı bir dünyada, demokratik olmayan teknokratik bir liberalizmle, buna tepki olarak gelişen liberal olmayan çoğunlukçu ve popülist bir demokrasi anlayışı arasında dünya olarak sıkışmış durumdayız."


- "Türkiye dünya aktörleriyle ilişkilerini, barış ve uzlaşma ortamında yürütmeli"


Türkiye'nin bütün dünya aktörleriyle ilişkilerini, barış ve uzlaşma ortamında ve dostane ilişkilerle yürütmesi gerektiğini belirten Bilecik, teknolojinin dünyaya etkisine de değindi. Dijital teknolojilerin gelişiminin, insanların yaşam düzeyini yükselttiğine dikkati çeken Bilecik, "Diğer yandan siber-güvenlik ile ilgili sorunlar, kişisel verilerin dijital ortamda korunması, otoriter sistemlerin gözetim kapasitelerinin demokrasinin sınırlarını aşacak yönde güçlenmesi ya da sosyal medyadaki 'yankı odaları' yoluyla meydana gelen kutuplaşma ve radikalleşme de yeni dönemin yeni sorunları." diye konuştu.

Bu sorunların geçici değil yapısal olduğunu ve çözümün de yerel ve ulusal değil, küresel iş birliğiyle olacağını vurgulayan Bilecik, B-20 gibi platformların bu alanda önemli imkanlar sağladığını bildirdi.

Serbest ticaret yerine ekonomik korumacılığın, özgürlükçü demokrasi yerine siyasal popülizmin, kültürel çoğulculuk yerine kültür savaşlarının, başta bu politikaları çözüm olarak destekleyenler olmak üzere kimseye yaramayacağını ve uzun vadede durumu daha da kötüleştireceğini dile getiren Bilecik, yapılacak her hatanın, bir sonraki hatanın virüsü olacağını kaydetti.


- "Karşılaştığımız sorunlar küresel sorunlardan bağımsız düşünülemez"


Erol Bilecik, küreselleşmenin kurallı ve denetimli şekilde, insanlığın önündeki imkan ve özgürlükleri genişletecek yönde yönetiminin bir zorunluluk olduğuna işaret ederek, insanlığın ve demokrasinin küreselleşmesiyle, küreselleşmenin insanileştirilmesinin ve demokratikleştirilmesinin bir arada yürümesi gerektiğini aktardı.

Bunun yapılamaması durumunda hem liberalizmi, hem de demokrasiyi kaybederek otoriterliğin küreselleşmesine maruz kalınacağını belirten Bilecik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye açısından da kurallara dayalı liberal demokratik bir dünya düzeninin ve değerlerinin parçası olmak, hem dış ilişkiler hem de ekonomik ve demokratik gelişmemiz açısından hayati önemde. Batı ve AB ile olan ilişkilerimizin gündelik gelişmelere göre iniş çıkışlı seyri, endişe verici. Bu ilişkilerin uzun vadeli ortak çıkar ve değerler anlayışıyla yürütülmesi, ülkemizin geleceği açısından önemli. Demokrasi, hukuk devleti, kurallara dayalı piyasa ekonomisi ve sosyal kalkınma hedeflerinin başarılabilmesi ve ekonomimizde son dönemde yaşanan sorunların aşılabilmesi için Batı ve AB ile ilişkilerimize daha fazla özen göstermemiz gerekiyor. İlişkilerde kısa vadeli kayıtsızlık sürerse, yerini uzun vadeli, daha güç sorunlara bırakır."

Bilecik, Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunların, küresel sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

"Bizim de kendimize 'Yanlışı nerede yapıyoruz?' sorusunu sormamız gerekir. Ancak bunu sorarsak, bu sorunların üstesinden gelebiliriz." diyen Bilecik şu ifadeleri kullandı:

"Şu ana kadar gerçekçi hedefler ve tasarruf tedbirleri içeren Yeni Ekonomi Programı'nı ve Merkez Bankamızın sıkılaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladık. Bankacılık sistemimizin sağlıklı işlemesi ve karşı karşıya kaldığımız kredi daralmasının reel sektör üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin en kısa zamanda aşılması için Yeni Ekonomi Programı’nda da bahsi geçen durum analizlerinin bir an önce tamamlanması ve gerekli tedbirlerin hızla alınmasını bekliyoruz."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER