Empatiyi Kaybeden Siyaset

Eğitimci Yazar Saim Aybey'in kaleminden...

Abone Ol

Türkiye’de siyaset kurumunun en temel sorunu, artık herkesin bildiği fakat kimsenin yüksek sesle dile getirmeye cesaret edemediği bir hakikatte düğümleniyor:

Bu maaşlarla görev yapan bir milletvekili, vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları gerçek anlamda hissedip yönettiği vatandaşla empati kuramaz.

Bir düşünelim…

Ayda yüz binlerce liraya ulaşan toplam gelir kalemleri, ömür boyu sürecek ayrıcalıklar, geniş koruma zırhları ve devletin sağladığı imkânlarla çevrili bir milletvekili, maaşının yarısından fazlasını kiraya veren, pazar çıkışı file hesabı yapan, doğalgaz faturasını açmakta tereddüt eden bir vatandaşın yerine kendisini nasıl koyabilir? Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinden hangisi önceden ayarlanmış bir düzen olmadan herhangi bir pazarı göğsünü gere gere gezebilir?

Bu empati uçurumu, siyasetin ruhunu zedeleyen en keskin kırılma noktasıdır.

Bugün milletvekilliği, toplumun sorunlarını anlamak için değil; güvenli ve yüksek gelirli bir “kariyer” olarak görülüyor.

Oysa temsil görevleri, demokrasilerde hiçbir zaman bir meslek grubuna dönüşmek için var olmamıştır. Geçici, onurlu ve sorumluluk gerektiren bir hizmettir.

Tarihimiz de bunu teyit ediyor.

Osmanlı’da devlet görevlilerinin haksız zenginleşmesini engellemek için “müsadere” gibi sert kontrol mekanizmaları vardı. Elbette bugünün hukuk düzeni içinde bire bir uygulanamaz; ancak bu örnek şunu gösterir:

Hiçbir yönetim, devlet görevini kişisel çıkar alanına dönüştüren bir yapıyla uzun süre ayakta kalamaz.

Modern dünyada bunun karşılığı;

– Makul maaş,

– Sıkı denetim,

– Görev sonrası ayrıcalıkların kaldırılması,

– Haksız kazanca karşı caydırıcı yaptırımlar olarak karşımıza çıkar.

Dolayısıyla Türkiye’de artık açıkça konuşulması gereken şey şudur:

Milletvekilliği bir meslek değildir; olmamalıdır.

Bu makamı bir yaşam standardı garantisine çeviren sistem, empatiyi öldürmekte; halk ile yönetici arasına beton bir duvar örmektedir.

Siyasetçinin vatandaşla empati kurmasını istiyorsak, önce o duvarı yıkmak gerekir.

Bu da maaşların makul düzeye çekilmesi, ayrıcalıkların kaldırılması ve milletvekilliğinin kaynağını halktan alan bir hizmet görevi olarak yeniden tanımlanmasıyla mümkündür.

Aksi hâlde empati, yalnızca kürsülerde dile getirilen bir kelime olarak kalır; sahada karşılığı olmayan, içi boş bir iddia…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }