banner335

Yazar Kenan Mortan: "Tarihi mirası koruyoruz sıra tabiatta"

TÜRKİYE GAZETESİ YAZARLARINDAN KENAN MORTAN 'TÜRKİYE'NİN KÜLTÜR ATLASI' ADLI KİTABINDA ANADOLU’NUN FARKLI ZENGİNLİKLERİNİ FARKLI BİR BAKIŞ AÇISIYLA ORTAYA KOYDU.

Yazar Kenan Mortan: "Tarihi mirası koruyoruz sıra tabiatta"

Türkiye Gazetesi yazarlarından Kenan Mortan ’Türkiye’nin Kültür Atlası’ adlı kitabında Anadolu’nun farklı zenginliklerini farklı bir bakış açısıyla ortaya koydu.

Kenan Mortan ve İbrahim Atalay, 40 seneden fazla bir zaman önce çeşitli vesilelerle Anadolu’yu gezmeye başlarken, iki ilim adamı, Türkiye’nin her şehrini ziyaret edip yüzlerce ilçesinde bulundu; gördükleri kültürel mirasları, dinledikleri insan hikâyelerini, tattıkları lezzetleri ve analizlerini devamlı not etti. Şimdi o notlar bir araya gelerek ’Türkiye’nin Kültür Atlası’ adlı kitapta buluştu. İşin içerisine iktisadın da dâhil olduğu eserde, Anadolu’nun farklı zenginlikleri farklı bir bakış açısıyla ortaya koyuldu.

Kitabın temelinde Türkiye’nin çeşitli yerlerine yaptıkları yolculukları anlatan Türkiye Gazetesi yazarlarından Kenan Mortan, şunları söyledi:

"Kitabı birlikte hazırladığımız İbrahim Atalay hep seyahattedir, Türkiye’nin coğrafyasına hâkimdir. Benim yolculuğum ise doktora yaptığım ve ekonomi muhabiri olduğum yıllara dayanıyor. Bu yüzden çeşitli vesilelerle sahaya çıktım. İlk defa Osmanlı Devleti’nin kurucu beldesi Söğüt’te, 1974’te başlayan yolculuklarımda Türkiye’nin her şehrinin yanında yüzlerce ilçesini gezdim. Bu seyahatlerde tuttuğum notları bir kenara atmıştım. Bu 40 küsur senelik gözlemlerin bir şekilde yazılması gerekiyordu. İbrahim Hoca ile daha önce yayınladığımız ’Türkiye Bölgesel Coğrafyası’ kitabının düzeltmelerini yaparken bir yığın zihnî malzemenin hiç kullanılmadığını fark ettim. İbrahim Hoca’ya bunların ayrı bir kitabın malzemesi olduğu söyleyince ‘Üstadım otur yap dedi.’ Böylece iki küsur senede tamamladık.”

"Derya içindeyiz haberimiz yok"

Yazar Mortan, "Gerçekten derya içinde yüzüp nerede olduğumuzu bilmeyen faniler konumundayız. Bu bir kültürel miras eksikliği değil, kurumsallaşamamış bir toplumun özelliği. Malumunuz bizim Anadolu’ya yerleşme gayretimiz bin senedir sürüyor. Ancak yerleşiklik, kültürel mirasın korunması endişesini doğurmaya başlıyor. Anadolu’da şehir müzesi sayısı 15’in üzerine çıkmışsa ve bu ilçe düzeyine kadar inmişse bir şey var demektir. Mesela Mardin’in Midyat ilçesinin şu an bir kent tarihi müzesi var. Bir meşale yanıyor ama birbirimizden çok haberdar olmadığımız için ilgiliyseniz görebiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Fiziğe dönük müdahalelerin fazlalaştığı bir dönem yaşadıklarını dile getiren yazar Kenan Mortan, "Akdeniz havzasında on tane gölümüzün kurduğunu veya kurutulduğunu gözlemledim. Ama öte yandan ören yeri olarak adlandırdığımız kültürel topoğrafyalar fazlasıyla iyi korunuyor. Kültür Bakanlığı aşağı yukarı 150 ören yerinde gayet ciddi çalışmalar yürütüyor. Son zamanlarda ören yerlerinde bağlantılı olarak açılan ve yenilenen Troya Müzesi, Urfa Müzesi ve Aydın Müzesini öneriyorum. Korumanın ötesinde bir müzecilik yapılıyor buralarda" dedi.

Yazar Mortan, sözlerine şöyle devam etti:

"Kültür iktisatsız düşünemeyeceğimiz bir şey. Kitabımızda insanları Türkiye’nin kültürüne daha dikkatli bakmaya çağırıyoruz. Çözümlerimiz yok ama tespitlerimiz var. Selimiye’nin muhteşemliğinin yanında Ergene’nin kirliliğini de görmek gerekiyor. Demek ki sanayinin bedelleri var."

Anadolu’da şahit olduğu ve unutamadığı en önemli hikayenin Zeugma hikayesi olduğunu kaydeden Mortan, "Devlet bir ara orada çıkarılan eserleri geçici olarak Ankara ve İstanbul’a götürmek istemişti. Anteplilerin hakkını teslim edelim, müzeyi çok iyi savundular. Taş yerinde ağırdır dediler ve eserleri vermediler. Haklıydılar, belki de geri gelmeyebilirdi. Ben de bu Zeugma’nın öyküsü içerisinde bulundum" ifadelerini kullandı.

İshak Paşa Sarayı hapishane planında

Yazar Mortan, şunları kaydetti:

"En çarpıcısı İshak Paşa Sarayı idi. Doğu Anadolu’daki bu muhteşem yapı, saray olarak anılıyordu hep. Ancak ben yapının planının sarayı hiç andırmadığını görünce mimar arkadaşlara danıştım, gidip geldikçe rölövesine baktım ve neticede bir hapishane planında yapıldığını anladım. Bunun gibi Türkiye’de kültürel anlamda çok yanlış zihni üretimler var. Urartuların yaptığı su yolları bir şekilde kanalizasyon gideri olarak anlatılıyor. Mesela Mardin Dara yakınlarındaki tarihî su sarnıcı büyük hapishane diye kayıtlara geçiyor. Bu tarz birçok olgunun araştırılıp yazılmasında fayda var. Üniversitelerin kendi bölgelerindeki kültürel miraslara daha yakından bakmaları gerekiyor sanırım."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER