banner377

Kızıltan: “Ekonomi güçlü olursa, devlet de güçlü olur”

Mtso Başkanı Ayhan Kızıltan, “suriye Konusunda Ulusal Güvenliğimizi Sağlayacak Gerçekçi Adımlardan Kaçınmadan Ama Küresel Güçlerin Yüzlerce Yıllık Küresel Oyunlarını Oynadığı Bu Bölgede Mehmetçiğimizi Tehlikeye Atmadan Akılcı Politikalarla Buralara Faklı Yollarla Etki Yapmamız Gerekiyor. Bunun En Temel Yolu Da Ticari İlişkilerdir” Dedi.

Kızıltan: “Ekonomi güçlü olursa, devlet de güçlü olur”

MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, “Suriye konusunda ulusal güvenliğimizi sağlayacak gerçekçi adımlardan kaçınmadan ama küresel güçlerin yüzlerce yıllık küresel oyunlarını oynadığı bu bölgede Mehmetçiğimizi tehlikeye atmadan akılcı politikalarla buralara faklı yollarla etki yapmamız gerekiyor. Bunun en temel yolu da ticari ilişkilerdir” dedi.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kızıltan, yazılı bir açıklama yaparak, son günlerde Suriye’de yaşanan olumsuzlukları ekonomi penceresinden değerlendirdi. Bir süredir Ortadoğu’daki gelişmeleri masaya yatırmak, farklı uzmanlardan bu konu ile ilgili fikirler alarak Mersin olarak ekonomik anlamda önlemler almanın veya yeni açılımlar yapmanın planlarını kurarken, İdlib’den gelen 33 şehit haberiyle sarsıldıklarını kaydeden Kızıltan, tüm şehit Mehmetçiklere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, acılı ailelere sabır, Türk Milletine baş sağlığı diledi.

“Akılcı politikalarla etki yapmanın en temel yolu ticari ilişkilerdir”

“Suriye konusunda ulusal güvenliğimizi sağlayacak gerçekçi adımlardan kaçınmadan ama küresel güçlerin yüzlerce yıllık küresel oyunlarını oynadığı bu bölgede Mehmetçiğimizi tehlikeye atmadan akılcı politikalarla buralara faklı yollarla etki yapmamız gerekiyor” diyen Kızıltan, bunun en temel yolunun da ticari ilişkiler olduğunu vurguladı. Kızıltan, “Eğer Türkiye bölgesinde etkin olmak istiyorsa, önce ekonomik anlamda kendi içimizde güçlü olmak zorundayız. Kendi içimizde ekonomiyi, demokrasiyi, evrensel hakları, evrensel hukuku ve bilimsel gelişmeleri yüceltmeden çevremizde bir etki oluşturamayız. Elbette savunma sanayi ve askeri anlamda güçlü olmak da caydırıcı ve etkilidir ama bu sadece madalyonun bir yüzüdür. Dünyada güçlü, sözü dinlenir, masaya yumruğu vurabilir ve haklı olmanın yolu ekonomik, sosyokültürel ve bilim-teknolojide gelişmiş bir ülke olmaktan geçmektedir. Eğer böyle bir ülke olursak mücadele edilen değil, örnek alınan ülke oluruz. Aksi halde binlerce yıldır sorunların bitmediği bir Ortadoğu coğrafyasında bu bitmez kavgaların içine çekiliriz” ifadelerini kullandı.

İş dünyası olarak, devletin bu konuda sağduyulu ve realist, duygusallıktan uzak bir şekilde gerçekçi bir politika üreteceğine inandıklarını dile getiren Kızıltan, “Milletimiz de bunu beklemektedir. Artık tüm enerjimizi kendi ülkemize ayırmak zorundayız. Osmanlı büyük bir devletti ama son zamanlarda tüm enerjisini Anadolu dışında tüketti, sadece enerjisini değil, Anadolu insanını da uzak topraklarda yitirdi. Bunlar bize örnek olmalıdır” dedi.

“Kendi içinde güçlü bir Türkiye bölgesinde de güçlü olacaktır”

Ülke içinde bekleyen sayısız sorun bulunduğunu ve Türkiye’nin içine dönmesi gerektiğini vurgulayan Kızıltan, şunları kaydetti:

“Güçlenen ekonomimize sekte vuracak adımlar yerine, onu güçlendirecek yollara bakmalıyız. Nüfusu 80 milyonu bulan ülkemizde gençlerimize, eğitime ve istihdama odaklanmalıyız. Teknolojiye odaklanmalıyız. Dünyada en etkin mücadele ve rekabet askeri yollarla değil, ticaret savaşları ile yapılıyor. İş dünyasını bu rekabete hazırlamak zorundayız. Hazırlamak zorundayız ki, kimse döviz kuru ile bizi terbiye etmeye çalışamasın. Ülke içine dönüp bunları sağlam hale getirmeliyiz ki, hiç kimse ekonomik güçle bizi savunmasız bırakmasın. Son zamanlarda yaşadığımız sorun bu değil mi? Elbette ulusal güvenliğimiz için her önlem alınmalıdır. Sınırlarımız korunmalı ve Silahlı Kuvvetlerimiz güçlendirilmeli ve eğer sınırlarımıza kasteden birileri varsa yok edilmelidir. Ancak, sayısız devletin cirit attığı, binlerce yıllık kavgaların ve çıkarların bitmediği Ortadoğu’da nasıl ve ne şekilde bulunmamız gerektiği düşünülmelidir. Biz bunun en etkin yolunun ticaret olduğunu düşünüyoruz. Kendi içinde güçlü bir Türkiye, bölgesinde de güçlü olacaktır.”

“Ekonomi, bu savaşların en büyük ikinci cephesidir”

Türk milletinin büyük bir millet, Türk Devletimiz binlerce yıllık kökleri olan güçlü bir devlet olduğunun altını çizen Kızıltan, “Bu zor zamanlar da geçecektir. Mehmetçik zaten görevini layıkıyla yapmıştır. Tekrar altını çizerek söylemek istiyoruz; burada bizim görevimiz bir milleti güçlü yapan şeyler olan ekonomi, sosyal huzur, iş, aş ve üretimi geliştirmek; öte yandan, bunların üst çatısı olan adalet, hukuk ve demokrasi değerlerine sahip çıkmak ve geliştirmektir. Ekonomi, bu savaşların en büyük ikinci cephesidir. Türk iş dünyası, Mersin iş dünyası olarak bu cepheyi korumak için çalışmaya devam edeceğiz. Yeter ki moralli olalım. Bu morali düzeltmek de devletin görevidir. Kendi insanımıza döndükçe bu moral yerine gelecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin üreten kentleri arasında Orta Doğu’ya en yakın kentlerin başında Mersin’in geldiğine işaret eden Kızıltan, Orta Doğu’daki her gelişmenin Mersin’i yakından ilgilendirdiğini ve etkilediğini ifade etti. Toplumun Ortadoğu’da duygusal değil, akılcı yaklaşımlar beklediğini belirten Kızıltan, “Bölgede yeterince düşmanlık oluşturan unsur var. Burada var olan tüm devletler bu bölgedeki huzursuzluktan besleniyor. Türkiye’de böyle görülmemelidir. Biz bölgede barışı destekleyen bir ülkeyiz ve bunu daha çok göstermeliyiz. Türkiye Ortadoğu’ya kendi çıkarları için gelen devletler ve güçler gibi olamaz. Çünkü biz bu bölgede akrabalık ilişkileri, kültür ve inanç ortaklıkları olan bir milletiz. Aslında bu bölgede çok daha fazla avantajlarımız var. Ama bölge bizim güçlü olmamıza bakıyor” dedi.

“Mersin sorunlara çözüm arayan bir kent olmuştur”

Mersin en büyük ekonomik krizlerde bile talep eden değil, “Başka neler yapabiliriz?” sorusunu soran ve çözüm arayan bir kent olduğunu kaydeden Kızıltan, şöyle devam etti:

“Mersin, sorunlarımıza çare arayan bir kent olmaya devam edecektir. Önce 2008 küresel finans krizi, sonra Arap Baharı denen ve önemli pazarlarımızda veya pazarlarımıza giden kapılar olan Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da istikrarsızlık oluşturan olumsuz gelişmeler, ardından Suriye sorunu ve bugünlerde devam eden Dünya Ticaret Savaşları. Tüm bu sorunların arasında Mersin hep üreten, ürettiğini ihracatla buluşturan, kendini yenilemeye çalışan bir kent oldu. Sorunlara ağlamadı, bugünde boğulmadı, geleceği ıskalamadı. En sorunlu olduğumuz ülkelere bile defalarca gittik, ticareti devam ettirecek yollar aradık. İş dünyası olarak çoğu zaman oralarda devletimizin sesi olduk. Mersin bu vizyon ve sorumlulukla uluslararası alanda da ülkemizin sesi olacaktır. Günümüz dünyasında, iş dünyasının siyasi sorunların çözümündeki gücünün arttığını görüyoruz. Yeter ki, kendi eksiklerimize odaklanalım, ülke içinde ekonomik anlamda güçlü olalım. Ekonomi güçlü olursa, devletimiz de güçlü olur.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER