Ortadoğu’nun Çıkmazı: Kan ve Servet Arasında Sıkışan Halklar

Eğitimci Yazar Saim Aybey’in Kaleminden...

Abone Ol

Ortadoğu bugün yine acıların, savaşların ve yıkımların merkezinde. İsrail’in saldırıları, ABD’nin bölgedeki askeri operasyonları ve Batılı güçlerin stratejik hesapları gündemin ilk sırasını işgal ediyor. Ancak bu tablonun arka planında, çoğu kez görmezden gelinen başka bir gerçek daha var: Ortadoğu’nun kendi iç çelişkileri.

Geçtiğimiz günlerde Katar’dan kalkan İngiliz ve ABD tanker uçaklarının, yine Katarı vuran İsrail savaş uçaklarına yakıt ikmali yaptığı söylentisi basına yansıdı. israil uçaklarının Suudi Arabistan hava sahasından geçmesi ise, bölgedeki ironiye tuz biber ekti. Bir yanda İsrail’i kınayan açıklamalar, diğer yanda İsrail’in savaş kapasitesini ayakta tutan destekler… Bu manzara, Ortadoğu’nun ne denli karmaşık bir denklem içinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bugün Körfez ülkelerinin ABD ve Batı’daki yatırımlarının toplamı 20-30 trilyon doların üzerinde. Sadece birkaç yüz milyar dolarlık bir fon, Ortadoğu’daki açlık sorununu çözmeye, yıkılmış şehirleri ayağa kaldırmaya, eğitim ve sağlık altyapısını güçlendirmeye yeterli. Ancak bu kaynakların halkların refahına değil, küresel finans piyasalarına ve Batı ekonomilerine yönlendirildiğini görüyoruz.

Üstelik mesele yalnızca ekonomik değil. Bu yatırımlar aynı zamanda siyasi bir güvence olarak kullanılıyor. “Air Force One” bölgede ağırlanıyor, milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları imzalanıyor, askeri üsler büyütülüyor. Yani petro-dolarlar, Batı’nın savaş makinelerine can suyu olurken; aynı petro-dolarların sahibi olan halklar, yoksulluk ve baskı altında yaşam mücadelesi veriyor

Ortadoğu halkları, Filistin için sokaklara dökülüyor, İsrail’in saldırılarını lanetliyor, ABD’nin politikalarını protesto ediyor. Ancak yönetimler, diplomatik dille “kınama” açıklamaları yapmaktan öteye gitmiyor. Kimi zaman da perde arkasında, savaş uçaklarının rotasına hava sahalarını açarak ya da milyar dolarlık yatırımlarla İsrail’i ve ABD’yi dolaylı biçimde destekliyor.

Bu noktada sormak gerekiyor: Eğer gerçekten “ümmet” bilinci varsa, bu ümmet neden yalnızca camilerde edilen dualarla hatırlanıyor? Eğer gerçekten “Müslüman dayanışması” söz konusuysa, bu dayanışma neden petrol gelirlerinin paylaşımında değil de, kınama bildirilerinde kendini gösteriyor?

Ortadoğu, tarih boyunca işgaller, sömürgeler ve savaşlar gördü. Ancak bugün yaşanan durum farklı bir boyuta işaret ediyor. Artık mesele yalnızca dış güçlerin politikaları değil; içerideki yönetimlerin tercihleridir. Halkların iradesinden kopmuş, zevk ve sefa içinde yaşayan, trilyon dolarlık servetlerini halkın yararına değil küresel çıkar gruplarına akıtan iktidarlar, bölgenin en büyük açmazını oluşturuyor.

Gerçek şu ki, birkaç yüz milyar dolar Ortadoğu’nun sefaletini bitirebilir. Ama bu paralar, İsrail’in ve ABD’nin uçaklarına yakıt, ordularına silah, bütçelerine destek olarak akıyor. Filistin’de bir çocuğun açlığı, Yemen’de bir annenin gözyaşı, Suriye’de bir gencin umutsuzluğu; aslında bu tercihlerle doğrudan bağlantılıdır.

Son Söz

Ortadoğu halkları her gün aynı soruyla yüzleşiyor: Bu toprakların servetleri, bu toprakların insanlarına mı hizmet edecek, yoksa yabancıların savaşlarına mı?

Petro-dolarların akıbeti, sadece ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda ahlaki, dini ve insani bir imtihandır. Bu imtihanın kaybedeni ise, ne yazık ki halklardır.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }