Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valdai Düşünce Kuruluşu’nun programında Rusya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiye değinerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şeyden önce Türk halkının ve ekonomisinin çıkarlarını esas alan güçlü bir lider" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valdai Düşünce Kuruluşu’nun programında Rusya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiye değinerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şeyden önce Türk halkının ve ekonomisinin çıkarlarını esas alan güçlü bir lider" dedi.

Rusya’nın en önemli uluslararası düşünce kuruluşlarından olan Valdai Düşünce Kuruluşu’nun düzenlediği "Herkes için Adalet ve Güvenlik" konferansına Afganistan, Brezilya, Çin, Mısır, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İran, Kazakistan, Rusya, Güney Afrika, Türkiye ve ABD dahil 41 ülkeden 111 uzman, politikacı, diplomat ve ekonomist katıldı. Farklı başlıklarla 24 Ekim’de başlayan konferansın son ayağında, en dikkat çeken konuşmayı ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gerçekleştirdi. Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü askeri operasyonlardan, Batılı ülkeler ile ilişkilere kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulunan Putin, özellikle Batılı ülkelerin son dönemde gerilimi arttırmaya yönelik adımlar attığını söyleyerek, "Batı son zamanlarda gerilimi tırmandırmak için birçok adım attı. Ukrayna’da savaşı körüklüyorlar, Tayvan çevresinde durumu ağırlaştırıyorlar, enerji krizini derinleştiriyorlar ve gaz boru hatlarını tahrip ediyorlar" dedi. Kuzey Akım gaz boru hatlarında yaşanan arıza ve gaz sızıntılarından da yine Batılı ülkeleri sorumlu tutan Putin, "Avrupa’daki gaz boru hatlarının imha edilmesiyle kırmızıçizgi aşıldı" ifadelerini kullandı.

"Batı’nın politikaları kanlı ve kirli"

Konuşmasının devamında Batılı ülkeleri hedef almaya devam eden Putin, "Dünyadaki olaylar daha önceki ’Valdai’ toplantılarında da bahsettiğimiz olumsuz senaryo üzerinden gelişmeye devam ediyor. Bu olaylar sadece askeri ve siyasi alanda değil aynı zamanda ekonomik ve beşeri alanlarda da büyük ölçekli, sistemsel bir krize dönüştü. Batı’da birlik yok. Batı, insanlığın tüm kaynakları üstünde hak iddia ediyor. Batı’nın politikaları kanlı ve kirli. Batı, ülkelerin ve halkların egemenliğini reddediyor. Batı, insanlığın tüm kaynakları üstünde hak iddia ediyor. Modern dünyada var olmak pek mümkün görünmüyor. Rüzgar eken fırtına biçer. Her şeyi Kremlin’in entrikalarına yükleyemezsiniz. Tarih her şeyi yerine koyacak. İnsanlık için iki yol var; Ya bir yığın sorun biriktirmek ya da birlikte çalışarak çözüm üretmek. Sağduyunun gücüne her zaman inandım ve hala inanıyorum" şeklinde konuştu.

Putin ayrıca ülkesinin, Batılı ülkeleri düşman olarak görmediğini de sözlerine ekleyerek, "Mevcut sert çatışma koşullarında, bağımsız ve kendine özgü bir medeniyet olan Rusya, Batı’yı hiçbir zaman düşman olarak görmedi ve görmüyor. Amerikan, Fransız, İngiliz ve Alman düşmanlığı gibi yabancı düşmanlığı tezahürleri, Rus ve Yahudi düşmanlığı gibi ırkçılığın biçimleridir" diye konuştu.

"Rus kültürünü yok etmeye çalışıyorlar"

Rus kültürüne karşı bir savaş açıldığını ve Rusya’ya ait bazı önemli değerlerin yasaklandığını örneklerle anlatan Putin, "Zamanında, Naziler kitap yakacak kadar ileri gitmişlerdi. Şimdiyse Batı’daki liberalizm muhafızları, Dostoyevski ve Çaykovski’yi yasaklıyorlar. Rus kültürünü yok etmeye çalışıyorlar. Tarih her şeyi yerli yerine koyacak. Ne Dostoyevski ne Puşkin ne de Çaykovski unutulacak, aksine onları unutturmaya çalışanlar unutulacak. Kimse Rusya’ya nasıl bir toplum inşa edeceğini dikte edemez" açıklamasında bulundu.

"ABD’nin dünyaya hakimiyetten başka bir şeyi yok"

ABD’nin dünya üzerinde hegemonya kurmaya çalıştığını da söyleyen Putin, "Olumlu yönde bir fikir oluşturmuyorlar. Dünya’da hakimiyetlerini sürdürmekten başka sunacakları başka bir şey yok. Çok kutuplu bir dünyada gerçek demokrasinin her şeyden önce herhangi bir halkın var olmasına inanıyorum ve bunu vurguluyorum. Herhangi bir medeniyet kendi yolunu, kendi politikasını ve sistemini seçmelidir. ABD, AB üzerinde ne hakkı varsa Asya’da, İslam ülkelerinde, Basra Körfezi, diğer kıta devletleri ve Rusya üzerinde de var olduğunu düşünüyor" dedi.

"Batı olmadan hiçbir şey yapamayacağımız konusunda endişeleniyorduk”

Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın ardından Batılı şirketlerin ülkesinden çekilmesi ve Rusya’ya uygulanan ambargolarla ilgili önemli ifadeler kullanan Putin, "Kısa süre öncesine kadar Batı olmadan hiçbir şey yapamayacağımız konusunda endişeleniyorduk. Fakat hiç de endişe ettiğimiz gibi olmadı, hiçbir şey parçalanıp dağılmadı. Aksine, ekonomi temizlendi ve arınmış oldu. Batılı şirketlerin yöneticileri, işlerini bir dolara satıyor ve alıcılarına ’yakında geri döneceğiz’ diyorlar" şeklinde konuştu.

Ülkesine uygulanan ambargolar nedeniyle yeni bağımsız finans kuruluşlarının oluşturulması gerektiğini savunan Putin, "Rusya, uluslararası ödemelerin yapılması da dahil olmak üzere yeni uluslararası finans platformları oluşturma sürecinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Bu platformlar bağımsız, siyasetten arındırılmış ve tek bir yönetim merkezine bağlı olmalıdır. Bu yapılabilir mi? Tabii ki. Birçok ülkenin çabalarını birleştirmesi gerektiriyor. Ancak bunu yapmak mümkün" sözlerine yer verdi.

"Donbass, Rusya’nın parçası haline gelmeden hayatta kalamazdı"

Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşa dair de konuşan Putin, Kiev’in, Donbass bölgesinde yerel halka saldırarak durumu ağırlaştırdığının altını çizdi. Ukrayna’daki iç savaşta Kiev’in, Minsk anlaşmasından, Batı’nın desteğiyle çekildiğine işaret eden Putin, "Batı küratörlerinin desteğiyle Kiev, Minsk anlaşmalarını uygulamayı reddetti. Rusya’nın Donbass ile ilgili bir şey yapması gerekiyordu. Rusya’nın kendi adına bir karar vermesi gerekiyordu. Fakat Donbass’ın bağımsızlığını tanıyıp onları öylece bırakamazdık. Bağımsız Donbass, Rusya’nın parçası haline gelmeden hayatta kalamazdı" açıklamasında bulundu.

Öte yandan, Putin, Ukraynalıların kendilerini ayrı bir halk olarak görmeye karar vermelerinin ancak saygıyla karşılanabileceğini de sözlerine ekleyerek, "Kısmen evet, böyle değerlendirilebilir. Ukraynalılar ve Ruslar tek bir halk. Bu, tarihi bir gerçek. Ukrayna, yapay bir devlet. Ukrayna’nın egemenliğini garanti edebilecek tek ülke, onu oluşturan Rusya’dır. Ukraynalıların kendilerini ayrı bir halk olarak görmelerine gelince, buna sadece saygı gösterebiliriz" şeklinde konuştu.

"Ukrayna’nın egemenlik garantörü sadece Rusya olabilir"

Ukrayna’nın egemenliği ile ilgili de önemli ifadelere yer veren Putin, "Ukrayna tarihte İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapay bir devlet olarak şekillendi. Stalin, Polonya topraklarının bir kısmını ve Macaristan topraklarının da bir parçasını, Ukrayna’ya devretti. Açıkçası, Ukrayna devletinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün garantörü ancak bugünün Ukrayna’sını meydana getiren Rusya olabilir" dedi.

"Nükleer silahlar bulunduğu sürece bu silahların kullanılma tehlikesi de her zaman bulunacak"

Katılımcıların sorduğu soruları yanıtlayan Putin, Batı ile yaşanan nükleer gerilimler sonucunda dünyada nükleer savaş çıkma ihtimali ile ilgili ucu açık ifadeler kullanırken, “Nükleer silahlar bulunduğu sürece bu silahların kullanılma tehlikesi de her zaman bulunacak. Önümüzdeki süreç, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri yaşanan en tehlikeli yıllar olacak. Ukrayna’ya nükleer bir saldırı düzenlemeye ihtiyacımız yok, bunun siyasi veyahut askeri açıdan hiçbir manası ya da yararı yok. Biz kendi inisiyatifimizle, Rusya tarafından nükleer silahların muhtemel kullanımı hakkında hiçbir şey söylemedik. Sadece batılı ülkelerin liderlerinin açıklamalarını ima ettik. Kiev rejimi, sürekli olarak nükleer silaha sahip olmak istediğini söylüyor. Zaporijya Nükleer Santrali’nde yaptıklarımızla ilgili sürekli konuşmalar var. Biz ne yapıyoruz ki? Bazen doğrudan, bazen de imada bulunarak nükleer santrale ateş açtığımızı söylüyorlar. Akıllarını yitirmiş olmalılar. Zira bu santrali biz kontrol ediyoruz ve orada bizim askerlerimiz var" dedi. NATO’nun, Ukrayna’da genişlemesinden dolayı rahatsızlık duyduklarını ve bunun kendileri için kabul edilemez bir durum olduğunu da hatırlatan Putin, "NATO’nun, Ukrayna’daki genişlemesi bizim için kabul edilemezdi ve bunu herkes biliyordu. Geçtiğimiz yılın sonunda bu girişimleri yine başarısız oldu" diye konuşarak bölgedeki gerilimin nedenini NATO’nun genişleme politikalarına bağladı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan zor ancak tutarlı ve güvenilir bir partner"

Türkiye’de gaz merkezi oluşturulması yönünde sunduğu öneri hakkında da konuşan Putin, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şeyden önce, belki de sadece Türk halkının ve ekonomisinin çıkarlarını esas alan güçlü bir lider. Türk Akım’ın inşası konusundaki tutumu da büyük oranda bununla açıklıyor. Erdoğan, kendisini kullanmalarına ve üçüncü ülkelerin çıkarlarını gözetmeye zorlamalarına hiçbir zaman izin vermiyor. Ancak o, bizimle diyalogda da en başta kendi çıkarlarını koruyor. Onun başkalarını kullanmaya çalıştığını söyleyemeyiz, sadece kendisinin, hükümetinin, danışmanlarının en uygun bulduğu kararın alınması için mücadele ediyor. Bu açıdan genel olarak Türkiye ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan zor partnerler. Birçok karar, uzun ve zorlu anlaşmazlıklar, müzakereler sonucunda alınıyor, ancak her iki tarafta da bu anlaşmalara varma arzusu mevcut ve biz de, genelde bu anlaşmalara varıyoruz. Bu açıdan Erdoğan, zor ancak tutarlı ve güvenilir bir partner. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın zor bir partner olduğunu ve her zaman kendi çıkarlarını, yani ülkesinin çıkarlarını gözettiğini söyledim. Rusya ile Türkiye’nin turizm, inşaat ve tarım alanları da dahil pek çok ortak çıkarı var. Şimdi de Avrupalı tüketiciler için Türkiye topraklarında bir gaz dağıtım merkezi kurulmasını teklif ettik. Türkiye tarafı bu teklifimizi kabul etti, tabii ki bunu yaparken her şeyden önce kendi çıkarlarını göz önünde bulundurdu" açıklamasında bulundu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum: "20 yılda 3 milyon 200 bin konutumuzu yeniledik" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum: "20 yılda 3 milyon 200 bin konutumuzu yeniledik"

"Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır"

Putin, Çin ile sürdürdükleri yakın müttefiklik ilişkileriyle ilgili de bilgi verirken, Tayvan sorununa dair de düşüncelerini paylaştı. Tayvan’ın, Çin’in bir parçası olduğunu dile getiren Putin, "Tayvan, hiç şüphesiz Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Biz her zaman bu tutuma bağlı kaldık ve bu bizimle birlikte değişmez" dedi.

ABD’li yetkililerin Tayvan ziyaretini ise "provokasyon" olarak yorumlayan Putin, "Rusya ve Çin, Kore nükleer meselesi üzerinde sunulan önerilere bağlı kalacaktır. Bu arada Çin Halk Cumhuriyeti ile beraber sorununun nasıl çözüleceğine dair ortak önerilerimiz var. Bu önerilere bağlı iki belge var" ifadelerini kullandı. Güney Kore’nin, Ukrayna’ya silah yardımında bulunmasına da ayrı bir parantez açan Putin, "Hem Güney Kore ile hem de Kuzey Kore ile iyi ilişkilerimiz var. Her iki taraf ile de diyalog kuruyoruz. Ancak şimdi Güney Kore’nin, Ukrayna’ya silah tedariki ilişkilerimize zarar verecek" şeklinde konuştu.