banner335

Korona virüs hakkında doğru bilinen yanlışlar

GENETİK VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ ALANINDA PROF.DR. KÜLTİĞİN ÇAVUŞOĞLU, COVID-19 VİRÜSÜNDEN KORUNMA VE BULAŞMA YOLLARIYLA İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARLA İLGİLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Korona virüs hakkında doğru bilinen yanlışlar

Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kültiğin Çavuşoğlu, COVID-19 virüsünden ne olduğu ve korunma yolları konusunda doğru bilinen yanlışlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Genetik ve Moleküler Biyoloji dalında Prof. Dr. Kültiğin Çavuşoğlu, gerek sosyal medya gerekse basın yoluyla birçok doğru bilinen yanlış uygulamaların yapıldığını ifade ederek, toplumu paniğe düşürmeden yapılması gerekenleri anlattı.

Prof. Dr. Çavuşoğlu, “Korona Türkçe ’taç’ anlamına gelen Latince korona kelimesinden türemiş bir ifadedir. Halk dili ile üzerindeki çıkıntıların taçı andırması nedeniyle bu isim verilmiştir. Korona SARS ve MERS gibi virüsleri içeren bir virüs ailesidir. Bu aileye ismini veren Korona virüs ise kuş ve memelileri enfekte eden ve zamanla da insanlara geçişi kolaylaştıran mutasyonlar kazanarak, patojen hale gelen bir virüstür" dedi.

"Maske kullanımı bu virüsü önler. Fakat vatandaşlarımızın 5 TL’ ye tedarik ettiği maskelerin bu virüsü önleme şansı bulunmamaktadır" diyen Çavuşoğlu "Hatta sağlık personellerinin kullandığı N95 maskelerinin çapının da 0.3 mikron olduğu düşünüldüğünde bu maskelerinde koruyucu özelliği bulunmamaktadır. İtalya ve İspanya’da sağlık çalışanlarının yaklaşık 3.500’nün vefat etmesinin başlıca sebebi de bu maskelerdir. Bu bağlamda kullanılabilecek maske çapı 0.007 mikron olan 3M9211 maskelerdir. Fakat bu maskede sadece sağlık personelleri tarafından kullanılmalıdır" şeklinde konuştu.

"Soğuğu seven bir virüstür"

Korona virüsünün soğuğu seven bir virüs olduğunu kaydeden Çavuşoğlu "Yani -70 ile -196 derece de canlılığını sürdürebilir. Fakat zarflı virüs olması dolayısıyla da yapısındaki lipid tabakası nedeniyle ısıya daha dayanıksızdır. Bu nedenle de, 60 derecenin üzerindeki sıcaklıklar ile UV ve X ışınlarına maruz kalma durumunda inaktive olmaktadır. Bilim insanlarının yaz aylarında salgının azalacak demelerindeki asıl neden de zaten yüksek sıcaklıklarda virüsün güneşten maruz kalacağı yüksek yoğunluktaki UV ışınlarıdır. Fakat unutmayalım bu dış ortamdaki yani yüzeylerde bulunan Korona virüs için geçerlidir. Yani insandan insana bulaşma sıcaklığın bir önemi yoktur" diye konuştu.

"Antibiyotik kullanımı virüsleri öldürmez"

Prof Dr Kültiğin Çavuşoğlu, antibiyotik kullanımının ne Korona virüsü ne de diğer virüsleri öldürmeyeceğini belirterek şunları söyledi:

"Antibiyotiklerin çeşitli etki mekanizmaları vardır. Örneğin bazı antibiyotikler bakteri gibi patojenlerde hücre zarının sentezini bazısı ise hücre duvarının sentezini inhibe ederek, çoğalmalarına engel olurlar. Virüslerin ise bu yapıları olmadığından yani hücre zarı, hücre duvarı, Organelleri olmadığından antibiyotiklerin etki edeceği bir bölgeleri bulunmamaktadır. Yapısı protein ve lipitten oluştuğundan, lipitler de sadece alkol, kloroform ve eter gibi çözücülerde çözündüğünden ve bu kimyasallar proteinleri de natüre ettiklerinden korona virüsün yapısını bozmakta ve inaktif hale gelmelerine halk dili ile ölmelerine neden olmaktadır. HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar ile Hydroxychloroquine ve Favipiravir gibi ilaçlar da korona virüsüne doğrudan korona virüsüne karşı geliştirilmiş ilaçlar olmasalar da antiviral ilaçlardır. Bu nedenle uzman doktor kontrolünde ve uygun dozlarda kullanımı fayda sağlayabilir. Unutulmamalıdır ki ilaç da bir zehirdir. Doktor kontrolü olmadan bu ilaçların kullanımı çok büyük hayati tehlikelere neden olabilir."

“Korona virüs sadece akciğere enfekte olmaktadır.”

Korona virüsün bulaşma yollarıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Prof.Dr. Çavuşoğlu, “ ’Korona virüs boğaz da kalır mı? ve buna karşı sirke, tuzlu su, sıcak su veya alkol içmek yada Gargara yapmak virüsü yok eder mi?’ gibi birçok sorular sorulmakta ve bu yöntem uygulanmaktadır. Bu kesinlikle doğru değildir. Şöyle ki virüsler çok özel canlılardır. Sadece konak hücrede aktiftirler yani canlıdırlar. Konak hücre dışında ise kristal halde bulunurlar. Bu nedenle de canlılar ile cansızlar arasında geçiş formu olarak kabul edilirler. Bu bağlamda virüs ağız yolu ile boğaza ulaşsa bile boğazda yer alan hücrelerin içerine girmeden kalabilmesi ve çoğalabilmesi mümkün değildir. Bu boğaza ulaştığında ise hemen hücreyi enfekte etmekte yani içerisine girmektedir. Virüs hücre içerisine girdiği içinde içilen alkol, sirke, sıcak yada tuzlu suyun bir yararı olmayacaktır. Korona virüs yiyecekler yolu ile vücuda girebilir fakat enfeksiyon yapması söz konusu değildir. Örneğin marketten aldığınız ekmeğin üzerinde korona virüs var. Siz bunu yerken yutkunma hareketi sırasında metabolik olarak nefes almadığınız için akciğerlere ulaşamadan doğrudan mideye inecektir. Korona virüsünde diğer birçok virüs gibi pH 5-9 aralığında aktif yani canlı kalabildiği dolayısı ile de midenin pH nın 1-3 olduğu düşünüldüğünde, canlı kalması ve enfeksiyona yol açması söz konusu değildir. Bununla birlikte Korona virüs vücudumuzda akciğerler dışında başka organlara da yerleşebilmesi şimdilik kesinlikle mümkün değildir. Zira virüsler konakçına özgüdür. Yani kuduz virüsü vücuda girdiğinde sadece beyin hücrelerini, uçuk virüsü olarak bildiğimiz Herpes virüs ise sadece ağız etrafındaki epitel hücrelerini enfekte edebilmektedir. Bu nedenle de Korona virüsde mutasyona uğramadığı sürece, şuan için sadece akciğer organını enfekte etmektedir. Yine korone virüsün göz yolu ile akciğere ulaşabilmesi ispat edilmiş bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır. Fakat gerçekleştirilen sınırlı sayıdaki çalışma ile Korona virüsün göze bulaşabildiğini, gözde retinit ve optik nörite neden olarak, görmeyi tehdit edici durumlara neden olabildiği gösterilmiştir.” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER