Bazı şehirler vardır, adımınızı attığınız anda size bir şey söyler. Daha ilk nefeste, daha ilk bakışta… Şanlıurfa işte tam olarak öyle bir şehir. Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) olarak bu ay yolumuz Şanlıurfa’ya düştüğünde, bunun sıradan bir program olmayacağını içten içe hissetmiştim. Ama bu kadar etkileyeceğini, bu kadar iz bırakacağını açıkçası tahmin etmiyordum.
Biz TİMBİR olarak her iki ayda bir yönetim kurulu toplantılarımızı farklı şehirlerde yapıyoruz. Bunun bir sebebi var. Çünkü medya, sadece klavye başında yapılan bir iş değil. Medya, sahada anlam kazanır. Şehirleri tanıyarak, insanlara dokunarak, yerelin nabzını tutarak güçlenir. Bu yüzden gittiğimiz her şehirde sadece toplantı yapmıyor; o şehrin valisiyle, belediye başkanıyla, emniyet müdürüyle, iş dünyasıyla ve en önemlisi o şehirde gece gündüz emek veren gazetecilerle bir araya geliyoruz. Dinliyoruz, not alıyoruz, öğreniyoruz.
Bu ayki durağımız, “Peygamberler Şehri” olarak anılan Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’ya adım attığınızda zaman sanki biraz yavaşlıyor. Sokaklar size acele etmemeyi öğretiyor. İnsanların konuşma tarzı, bakışları, hatta suskunlukları bile bir anlam taşıyor. Bu şehir, size kendini anlatmak için bağırmıyor fısıldıyor. Ama o fısıltı, çok derinden geliyor.
Programımızın ilk günü Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak’ın misafiri olduk. Resmi bir ziyaret gibi başlayan buluşma, kısa sürede samimi bir sohbete dönüştü. Sayın Valimizin Şanlıurfa’yı anlatırken kullandığı dil, bu şehre duyduğu sorumluluğu ve sahiplenmeyi açıkça ortaya koyuyordu. Şanlıurfa’nın sadece tarihiyle değil, sosyal yapısıyla, güvenliğiyle ve geleceğe dair hedefleriyle de ne kadar güçlü bir şehir olduğunu birinci ağızdan dinledik.
Ardından Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Atilla Aksoy ile bir araya geldik. Güvenlik meselesi çoğu zaman soğuk başlıklar altında konuşulur ama burada durum farklıydı. Şanlıurfa gibi büyük, hareketli ve çok katmanlı bir şehirde huzurun ne kadar büyük bir emekle sağlandığını dinlerken, işin arkasındaki insan faktörünü net biçimde hissettik.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ile yaptığımız görüşme ise şehrin yarınına dair umut veren bir tablo sundu. Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın program boyunca gösterdiği ev sahipliği ise bu ziyaretin en sıcak anlarını oluşturdu. Resmiyet vardı ama mesafe yoktu. Samimiyet, Şanlıurfa’da gerçekten hissedilen bir değer.
İkinci gün geldiğinde ise bambaşka bir duygunun içine girdik. Göbeklitepe’yi ziyaret ettik. Orada durup etrafa baktığınızda, kelimeler boğazınıza düğümleniyor. Binlerce yıl öncesinden bugüne kalan taşlar, sessiz ama çok güçlü bir şekilde konuşuyor. O an, gazeteci kimliğiniz geri çekiliyor, yerini sadece insan olmanın verdiği hayranlığa bırakıyor. Göbeklitepe, Şanlıurfa’ya duyduğum hayranlığı derinleştiren en güçlü duraklardan biri oldu.
Elbette Şanlıurfa programının en önemli ayaklarından biri de TİMBİR Yönetim Kurulu Toplantısıydı. Toplantımızın onur konuğu, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay oldu. Genel Başkanımız Süleyman Basa başkanlığında yapılan toplantıda, internet medyasının bugününü ve yarınını konuştuk. Sorunları saklamadan, çözüm yollarını cesaretle tartıştık. Samimi, açık ve yapıcı bir atmosfer vardı. Bu da TİMBİR’in neden güçlü bir yapı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: TİMBİR sadece bir meslek örgütü değil. Farklı şehirlerden, farklı hikâyelerden gelen insanların ortak bir amaç etrafında buluşabildiği bir aile. Şanlıurfa’da bu birlik duygusunu iliklerimize kadar hissettik. Aynı sofrada oturduk, aynı şehre hayran kaldık, aynı gelecek için konuştuk.
Bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür etmek boynumun borcu. Bizleri misafir gibi değil, evin bir ferdi gibi ağırlayan Başkanvekilimiz Cüneyd Altıparmak’a, Teşkilat Başkanımız Cengiz Aksan’a, Bölge Başkanımız Mustafa Arısüt’e, Şanlıurfa Temsilcimiz Erkan Göncü’ye ve emeğiyle katkı sunan TİMBİR Gençlik Meclisi Başkanımız Eren Turan’a yürekten teşekkür ediyorum.
Şanlıurfa’dan ayrılırken içimde tek bir his vardı,
Bu şehir yaşanır.
Bazı şehirler gezilir, fotoğrafı çekilir ve geçilir. Şanlıurfa ise insanın içine işler. Tarihiyle, maneviyatıyla, insanıyla ve o kendine has dinginliğiyle sizi içine alır ve siz, farkına varmadan bu şehre bağlanırsınız.
Ben Şanlıurfa’dan, sadece güzel anılarla değil; derin bir hayranlıkla döndüm.