Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ, Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erdal Akpınar, 9 Haziran tarihinde Erzincan’da meydana gelen sel ile ilgili olarak basın açıklaması yaptı.

Akpınar, hazırladıkları Sel ön değerlendirme raporu hakkında bilgiler verirken, değişen iklim şartları ile beraber tehlikenin devam ettiğini, önlem alınması gerektiğini söyledi.
Erzincan’da 9 Haziran 2022 tarihinde saat 17.00 sularında başlayan ve yaklaşık yarım saat kadar süren doluyla karışık sağanak yağışa bağlı olarak sel felaketi yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Erdal Akpınar, dron destekli bölgede yaptıkları çalışma sonrasında ön değerlendirme raporu hakkında şu bilgileri verdi:
“Yer yer çamur akıntısı şeklinde gerçekleşen sel suları özellikle şehir merkezinde hayatı olumsuz yönde etkilemiş, başta ana arteller olmak üzere ulaşımı aksatmış, bazı konutları su basmış, caddeler çamurla ve balçıkla kaplanmıştır. Eskiden köy yerleşmesi olup, yapılan idari değişiklikle mahalle olarak Erzincan’a bağlanan Işıkpınar, Demirkent, Kurutilek ve Başpınar köylerinde yollar, meskenler ve tarım arazileri yer yer sel suları altında kalmış, maddi hasar oluşmuştur. Sel felaketinin ardından Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü olarak tarafımızdan saha gözlemleri ve drone ile görüntüleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmamız ayrıntılı bir şekilde analiz edildikten sonra, yeni bilgi ve bulgularla da desteklenmek suretiyle ilgili kurumlarla ve kamuoyuyla paylaşılacaktır. Ancak bu süreçte ilk gözlemlerimizi Erzincan kamuoyuyla paylaşmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.
1. Erzincan Ovası’nı kuzeyden ve güneyden çevreleyen dağlık kütlelerin eğim değerleri ve litolojik yapıları birbirinden farklıdır. Bakı ve bitki örtüsü özellikleri de farklı olan bu sarp dağların Erzincan Ovası’na bakan dik yamaçları aynı zamanda çeşitli etkenlerin neden olabileceği heyelan, sel ve taşkın riski taşımaktadır. Esence Dağları ağırlıklı olarak serpantinlerden oluşmuştur. Serpantinler, bünyesinde yüksek oranda kil bulundurur. Killi araziler eğim ve yağış miktarına göre sel ve heyelan riski taşır. Bitki örtüsünün seyrek olması, taşkın, sel ve heyelan riskini artırır. Özellikle yağışın bol ve ani yağdığı zamanlarda, ayrıca dağlarda kar erimelerinin hızlandığı dönemlerde toprağın suya doygun hale gelmesiyle birlikte çamur sellerinin meydana gelmesi yüksektir.
2. Erzincan’da 9 Haziran 2022 Pazartesi günü 18.00 sularında gerçekleşen yağış, meteorolojik bakımdan mevsim koşullarıyla uyumludur. Şehir merkezinde metrekareye 10.3 kg., Üzümlü’de ise 13.6 kg kadar yağış düşmüştür. Ancak bu rasatlar şehir merkezlerine ait olup, tespitlerimize ve yöre halkından aldığımız bilgilere göre Esence dağlarının ovaya bakan yamaçlarına çok daha fazla yağış düşmüştür. Yağışın dolu ile karışık olması ve dolunun yamaçları kapladıktan sonra sıcaklığın etkisiyle hızla erimesi felakete zemin hazırlamıştır.
3. Saha gözlemlerimize göre kısa süre içerisinde yağan yağış yamaçlardaki gevşek malzemeyi harekete geçirmiş, yer yer iri kayaçları da önüne katarak çamur seline dönüşmüştür. Sel, ekseriyetle yaz mevsiminde kuruyan, Esence dağlarından beslenen Maden ve Han dereleri gibi Serçe Boğazı civarındaki geçici akarsuların ve tali kollarının vadilerini geçerek ovaya yönelmesinden kaynaklanmıştır. Birkaç koldan Kurutilek mahallesine doğru inen bu geçici dereler yataklarını metrelerce yararak muazzam bir sele dönüşmüştür. Ardından Kurutilek’in içinden geçerek güney istikametinde Erzincan’a inen ana aksa kanalize olmuş ve şehir merkezini basmıştır. Afet başladıktan sonra Erzincan Belediyesi ekiplerinin Kurutilek mahallesinin kuzeyine iş makineleriyle set çekmesi selin hızını düşürmüş, yönünü değiştirmiş ve felaketin daha fazla büyümesini kısmen de olsa engellemiştir.
4. Tespitlerimize göre bu tür afetleri önlemek amacıyla, geçmiş yıllarda Esence dağlarından ovaya inen pek çok dere üzerinde setler inşa etmiş, bazı tedbirler almıştır. Ancak anlaşıldığı kadarıyla olağanüstü hallerde bunlar sorunu engellemeye yetmemektedir. Nitekim on binlerce metreküplük irili ufaklı malzeme sel sularıyla beraber ovaya inmiş, etekteki gevşek yapılı koloviyal materyali de bünyesine katarak tam bir çamur akıntısına dönüşmüştür. Erzincan’ın tarihinde Işıkpınar (Vaskirt) deresinden kaynaklanan seller mevcuttur. Ancak bu onlardan farklıdır. Şehir, uzun yıllardan beri ilk kez böylesi bir çamur seline maruz kalmıştır.
5. İlk saha gözlemlerimize göre çamur selinin şehre kadar inebilmiş olmasının en önemli nedeni, Esence dağları ile ovanın kesiştiği kesimde birikinti yelpazesi sahasında doğal olarak son bulan geçici derelerin yataklarının günümüz koşullarına uygun şekilde yeterince ıslah edilmeyişidir. Şüphesiz konu, üzerinde çok yönlü olarak uzun uzun çalışılmayı gerektirmektedir. Söz konusu sahanın sularını Geçit Mahallesi istikametinde Han deresi yatağına kanalize edecek drenaj sistemi kurmak, bu çerçevede Kurutilek’in kuzeyinde doğu-batı ekseninde kanallar inşa etmek sorunun çözümü açısından makul bir çözüm gibi görünmektedir.
6. Geçmiş yıllarda bu ve benzeri sorunların nedenleri ve çözüm yolları konularında gerek Coğrafya bölümümüzdeki akademisyen arkadaşlarımız, gerekse farklı kurumlarca çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunlar bilimsel yayın ve rapor olarak elimizde mevcuttur. Kısa süre önce yaşanan Günebakan ve Yaylabaşı selleri ile bu son olay, Erzincan’ın klimatik ve morfolojik kökenli ciddi bir afet riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Görünen odur ki, Türkiye genelinde olduğu gibi Erzincan’da da kendini hissettiren iklim değişikliği sorunu nedeniyle önümüzdeki yıllarda bu tür ekstrem olaylar azalmayacak, tam aksine artarak devam edecektir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ve Erzincan Valiliği işbirliğiyle AB Projesi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunduğumuz “Erzincan İklim Değişikliğine Hazırlanıyor” projesinin işlerlik kazanması durumunda Erzincan’ın bu konularda daha nitelikli araştırmalara ve uygulamalara sahne olacağını ümit ediyoruz. Ancak ne yazık ki, önümüzdeki yaz mevsiminde konveksiyonel yağış hareketlerine bağlı olarak bu tür afetlerin tekrarlanması mevcuttur. Dolayısıyla kısa vadede başta şehir merkezi olmak üzere riskli yerleşmeleri ve tarım arazilerini korumaya yönelik önlemlerin vakit geçirmeden alınması gerekmektedir.”