Yeşilçam’ın unutulmaz yüzlerinden İhsan Yüce, milyonların hafızasında canlandırdığı karakterlerle yer etse de sanat hayatı yalnızca oyunculukla sınırlı değildi. Senarist, yönetmen, yapımcı, şair, ressam ve tiyatrocu kimliğiyle Türk sinemasının en üretken isimlerinden biri olan Yüce, özellikle “Kibar Feyzo”, “Şark Bülbülü” ve “Davaro” gibi Türk sinemasının klasikleşen yapımlarının arkasındaki önemli isimlerden biri oldu.
İhsan Yüce kimdir?
Mehmet İhsan Yüce, 23 Ocak 1929 tarihinde Elazığ’da dünyaya geldi. Dokuz kardeşli kalabalık bir ailede büyüyen Yüce’nin çocukluğu ekonomik sıkıntılar içerisinde geçti. İki kardeşini çiçek hastalığı nedeniyle kaybetti. Ailesi daha sonra İzmir’e göç ederken Yüce, gençlik yıllarında hamallık, ayakkabı boyacılığı ve farklı işlerde çalışarak ailesine katkı sağlamaya başladı.
İzmir Ticaret Lisesi’nden mezun olduktan sonra bir süre muhasebecilik ve defterdarlık yapan Yüce’nin asıl tutkusu ise tiyatroydu. Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda dekor ve afiş çalışmaları yaparak sanat dünyasına adım attı. Daha sonra oyuncu kadrosuna dahil oldu ve çeşitli tiyatrolarda görev yaptı.
Anadolu’yu karış karış gezdi
İhsan Yüce için tiyatro yalnızca bir eğlence aracı değildi. Sanatı Anadolu insanına, köylülere ve ekonomik imkânları sınırlı kesimlere ulaştırmak istiyordu. Bu nedenle Anadolu’nun birçok kentini dolaştı.
Oyunlarının zaman zaman engellendiği, sahnelerin provoke edildiği, elektriğin kesildiği ve tiyatro topluluklarının ekonomik sıkıntılar nedeniyle dağıldığı dönemler yaşadı. Ancak yaşadığı bütün güçlüklere rağmen tiyatrodan vazgeçmedi.
Yeşilçam’a geçişi hayatını değiştirdi
Tiyatrodan ekonomik anlamda karşılığını alamayan İhsan Yüce, 1960’lı yılların ortalarında Yeşilçam’a adım attı. İlk dönemlerinde çeşitli filmlerde küçük roller üstlenen Yüce’nin yolu daha sonra Ertem Eğilmez gibi Türk sinemasının önemli yönetmenleriyle kesişti.
1970 yılında oyuncu Zerrin Acuner ile evlenen sanatçının bir yıl sonra kızı Aslı dünyaya geldi. Ailesinin sorumluluğunu üstlenmesiyle birlikte sinema çalışmalarına daha fazla ağırlık veren Yüce, oyunculuğun yanında senaryo yazmaya ve yapımcılığa da yöneldi.
Vedat Türkali ile birlikte kaleme aldığı “Bedrana” filmi kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Yüce, ilerleyen yıllarda hem kamera önünde hem de kamera arkasında Türk sinemasının unutulmaz yapımlarına katkı sundu.
Kemal Sunal filmlerinin unutulmaz ismiydi
İhsan Yüce, 1974 yılında “Salako” filminde Kemal Sunal ile ilk kez birlikte çalıştı. Ardından “Şaşkın Damat”, “Meraklı Köfteci”, “Sakar Şakir”, “Gülen Gözler” ve “Çöpçüler Kralı” gibi Türk sinemasının hafızalara kazınan yapımlarında rol aldı.
Ancak Yüce’yi Yeşilçam açısından önemli kılan yalnızca oyunculuğu değildi.
1978 yılında çekilen ve Türk sinemasının en önemli yapımlarından biri kabul edilen “Kibar Feyzo” filminde Hacı Hüso karakterine hayat verdi. Filmin senaryosunun altında da İhsan Yüce’nin imzası bulunuyordu. Ağalık düzenini, yoksulluğu, köylünün yaşadığı sorunları ve toplumsal eşitsizlikleri mizahla anlatan film yıllar geçmesine rağmen güncelliğini korudu.
“Şark Bülbülü” ve “Davaro” gibi filmlerde de hem oyuncu hem senarist olarak görev yapan Yüce’nin sinema dili, Anadolu insanını yakından tanımasından besleniyordu.
Kemal Sunal senaryoları ona gönderiyordu
Kaynakta yer alan bilgilere göre Kemal Sunal, İhsan Yüce’nin senaryo konusundaki ustalığına büyük önem veriyordu. Kendisine gelen senaryoları son şeklini vermesi amacıyla Yüce’ye gönderiyor, onun değerlendirmesine başvuruyordu.
“Öğretmen”, “Uyanık Gazeteci”, “İnatçı”, “Keriz”, “Sosyete Şaban” ve “Çarıklı Milyoner” gibi birçok filmin senaryosunda İhsan Yüce’nin imzası bulunuyordu.
Yüce ayrıca Şener Şen ve İlyas Salman gibi Türk sinemasının önemli oyuncularıyla da çalıştı. “Sefil Bilo”, “Dolap Beygiri” ve “Çiçek Abbas” gibi yapımlarda karakter oyunculuğuyla dikkat çekti.
Karakterlerini halkın içinden çıkardı
İhsan Yüce’nin senaryolarının ve canlandırdığı karakterlerin doğal bulunmasının arkasında güçlü bir gözlem yeteneği vardı.
Film çekimleri sırasında boş zamanlarında çarşıları, kahvehaneleri ve sokakları geziyor; yöre insanlarıyla sohbet ederek onların yaşamlarını gözlemliyordu. Anadolu’da edindiği izlenimleri daha sonra kaleme aldığı senaryolara ve oynadığı karakterlere taşıyordu.
Bu nedenle ağalar, muhtarlar, köylüler, balıkçılar, babalar ve Anadolu insanını temsil eden onlarca farklı karakter onun oyunculuğunda son derece doğal bir şekilde hayat buldu.
Sansür nedeniyle senaryolarına başka isimler yazıldı
İhsan Yüce’nin toplumcu bakış açısı dönemin siyasi koşullarında çeşitli sorunlarla karşılaşmasına da neden oldu.
Kaynakta, bazı projelerinin sansür kurulundan geçmediği ve bu nedenle yazdığı bazı senaryolarda başka isimlerin kullanıldığı aktarılıyor. Yüce’nin ekonomik olarak ayakta kalabilmek ve ailesinin geçimini sağlayabilmek için uzun yıllar boyunca yoğun şekilde çalıştığı belirtiliyor.
Oyunculuğun dışında çok yönlü bir sanatçıydı
İhsan Yüce yalnızca sinemacı değildi.
Şiirle, resimle, heykelle ve arkeolojiyle ilgileniyordu. Anadolu kültürü ve inançları üzerine araştırmalar yaptığı belirtilen Yüce’nin çok yönlü sanatçı kişiliği, Yeşilçam’daki oyunculuğunun gölgesinde kaldı.
Şiirleri arasında en fazla tanınan eserlerinden biri, Mazlum Çimen tarafından bestelenen “Ekmek, Şarap, Sen ve Ben” oldu.
Ödüller kazandı ancak maddi karşılığını alamadı
İhsan Yüce sanat yaşamı boyunca çeşitli ödüllere de layık görüldü.
1976 yılında “İşte Hayat” filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı “Bebek” filmiyle 1979 yılında Çekoslovakya’da düzenlenen bir film festivalinde Jüri Özel Ödülü kazandı. 1981 yılında ise “Derya Gülü” filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu seçildi.
Buna rağmen meslek hayatı boyunca ekonomik anlamda büyük kazançlar elde edemedi.
Kaynakta yer alan bilgilere göre Yüce, yaklaşık 250 filmde rol aldı, 59 senaryo kaleme aldı ve yaklaşık 10 yapımda yönetmenlik ya da yapımcılık yaptı. Buna rağmen hayatının büyük bölümünü kirada geçirdi ve sinemaya verdiği emeğin maddi karşılığını istediği ölçüde alamadı.
Mahallenin “İhsan Baba”sıydı
İhsan Yüce, uzun yıllar yaşadığı Üsküdar Salacak’ta da sevilen bir isimdi.
Mahalle sakinlerinin “İhsan Baba” olarak tanıdığı sanatçının evi, birçok Yeşilçam oyuncusunun buluşma noktası haline gelmişti. Tarık Akan ve Aytaç Arman gibi isimlerin de aralarında bulunduğu birçok sanatçının kendisinden fikir ve tavsiye aldığı aktarılıyor.
Şöhrete rağmen gösterişli bir yaşamdan uzak duran İhsan Yüce, sanat çevresinde hırstan ve rekabetten uzak kişiliğiyle de biliniyordu. Meslektaşları onu çalışkan, üretken ve bulunduğu ekibin eksiklerini tamamlamaya çalışan bir sinema emekçisi olarak anlatıyordu.
İhsan Yüce ne zaman öldü?
İhsan Yüce, 14 Mayıs 1991 tarihinde İstanbul Salacak’taki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 62 yaşında hayatını kaybetti.
Cenaze namazı Üsküdar Doğancılar Camii’nde kılındı. Cenazeye Türkan Şoray, Menderes Samancılar, Aytaç Arman, Mazlum Çimen ve Can Yücel’in de aralarında bulunduğu sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı. Yüce, daha sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Yeşilçam’ın gerçek emekçilerinden biri
İhsan Yüce, Türk sinemasında yalnızca kamera karşısındaki yüzüyle değil, kamera arkasındaki emeğiyle de iz bıraktı.
Yazdı, oynadı, yönetti ve üretti. Halkın içinden aldığı karakterleri sinemaya taşıdı; ağalık düzeninden yoksulluğa, köy hayatından kentleşmeye kadar Türkiye’nin toplumsal meselelerini mizah ve gerçekçilikle beyaz perdeye aktardı.
Yıllarca adı filmlerde canlandırdığı karakterlerin gerisinde kalsa da bugün “Kibar Feyzo”, “Davaro”, “Şark Bülbülü”, “Çöpçüler Kralı” ve daha birçok unutulmaz yapım yeniden izlendiğinde, İhsan Yüce’nin Türk sinemasına bıraktığı büyük miras da daha iyi anlaşılıyor.
Yaklaşık 250 film, onlarca senaryo ve yarım asra yaklaşan sanat mücadelesiyle İhsan Yüce, Yeşilçam’ın yalnızca unutulmaz karakter oyuncularından biri değil; perde arkasındaki en büyük emekçilerinden biri olarak Türk sinema tarihindeki yerini koruyor.
Next



