Erzincan’ın İliç ilçesinden Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanan sıra dışı bir girişimcilik hikâyesinin başrolündeki Hamdi Ulukaya, bugün yalnızca Chobani’nin kurucusu olarak değil; milyarlarca dolarlık serveti, ABD-Türkiye ekonomik ilişkilerindeki rolü, Fenerbahçe ve Erzincanspor’a sağladığı büyük sponsorluk desteği ve geçmişte yaptığı bazı açıklamalar etrafında oluşan tartışmalarla da gündemde. Forbes’un 2026 listesinde 13,5 milyar dolarlık servetle Türk milyarderler arasında zirveye çıkan Ulukaya’nın Erzincanspor’a sağladığı toplam destek ise 8 milyon 150 bin dolara ulaştı.

Hamdi Ulukaya’nın son dönemde adının yeniden sıkça duyulmasının tek bir nedeni yok. Chobani’nin değerinin yaklaşık 20 milyar dolara ulaşması, Ulukaya’nın servetindeki olağanüstü artış, Türk futbolunda dikkat çeken sponsorluk anlaşmaları, doğduğu kent Erzincan’a dönüşü ve Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerde üstlendiği rol, onu aynı anda ekonomi, spor ve kamuoyu gündeminin merkezine taşıdı.

Hamdi Ulukaya kimdir?

Hamdi Ulukaya, 1972 yılında Erzincan’ın İliç ilçesinde dünyaya geldi. Hayvancılık ve süt ürünleri üretimiyle uğraşan bir ailede büyüdü. Uluslararası yayınlarda çocukluğunun koyun ve süt hayvancılığı yapılan bir ortamda geçtiği, ailesinin peynir ve yoğurt üretimiyle yakından ilgilendiği anlatılıyor. Üniversite eğitimi için Ankara’ya giden Ulukaya, Ankara Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Daha sonra 1994 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek burada İngilizce eğitimi aldı.

ABD’ye gittiğinde arkasında büyük bir sermaye ya da kurulmuş bir şirket bulunmuyordu. Ulukaya’nın girişimcilik serüveni süt ürünleri konusunda çocukluğundan gelen tecrübesini Amerikan pazarındaki fırsatlarla birleştirmesiyle başladı. Önce ailesinin ürettiği peynirleri ABD pazarına taşıyan Ulukaya, daha sonra kendi peynir üretim işini kurdu.

Kapanmış fabrikadan dünya markasına

Ulukaya’nın hayatındaki en büyük kırılma noktası 2005 yılı oldu. New York eyaletinde kapanmış bir yoğurt fabrikasının satışa çıkarıldığını öğrenen Ulukaya, tesisi satın almaya karar verdi. Chobani’nin resmi şirket tarihçesine göre şirket 2005 yılında kuruldu ve fabrika yatırımında ABD Küçük İşletmeler İdaresi destekli finansmandan yararlanıldı.

Markanın adı Türkçedeki “çoban” kelimesinden esinlenerek oluşturuldu. Ulukaya’nın hedefi, ABD’de yaygın olan daha sulu yoğurtların yerine çocukluğunda tükettiği yoğun kıvamlı yoğurda benzeyen bir ürün ortaya çıkarmaktı. National Geographic’in Ulukaya’nın hayatını anlatan çalışmasına göre Chobani, kuruluşundan yalnızca birkaç yıl sonra milyar dolarlık satış hacmine ulaştı.

Chobani’nin kendi verilerine göre marka 2010 yılında ABD’de en çok satan “Greek yogurt” markası haline geldi. Böylece Erzincan’ın İliç ilçesinden ABD’ye giden bir girişimcinin küçük bir üretim tesisinden başlattığı şirket, Amerikan gıda sektörünün en güçlü oyuncularından birine dönüştü.

Chobani artık yalnızca yoğurt şirketi değil

Chobani zaman içinde klasik bir yoğurt üreticisinden çok daha geniş bir yiyecek ve içecek grubuna dönüştü. Şirket 2023 yılında kahve markası La Colombe’yi 900 milyon dolara satın aldı. 2025 yılında bitki bazlı hazır gıda şirketi Daily Harvest da Chobani bünyesine katıldı.

Aynı dönemde üretim yatırımları da hızlandı. Chobani 2025 yılında Idaho’daki tesisinin genişletilmesi için 500 milyon dolar, New York eyaletinin Rome kentinde kurulacak yeni üretim tesisi için ise 1,2 milyar dolarlık yatırım açıkladı. Yeni New York tesisinin binden fazla istihdam oluşturmasının planlandığı duyuruldu.

Şirketin büyümesi 2026 yılında da devam etti. Chobani, Mart 2026’da Michigan’daki La Colombe üretim faaliyetlerini kapsayan çok aşamalı 567 milyon dolarlık yeni yatırım açıkladı.

Chobani’nin değeri 20 milyar dolara çıktı

Hamdi Ulukaya’nın servetindeki büyük sıçramanın arkasında da Chobani’nin değerindeki artış bulunuyor.

Reuters’ın aktardığı verilere göre Chobani, Ekim 2025’te 650 milyon dolarlık yeni öz sermaye yatırımı aldı. Bu yatırım turunun ardından şirketin değerinin yaklaşık 20 milyar dolar seviyesine ulaştığı bildirildi. Aynı dönemde şirketin 2025 yılı net satış beklentisi 3,8 milyar dolar olarak açıklanmıştı.

1.500 ton kuru domates ihraç ediliyor
1.500 ton kuru domates ihraç ediliyor
İçeriği Görüntüle

Bu değerleme Hamdi Ulukaya’nın kişisel servetinin hesaplanmasında da önemli bir değişikliğe yol açtı. Forbes’un Mart 2026’da yayımladığı Türk milyarderler listesinde Ulukaya’nın serveti 13,5 milyar dolar olarak hesaplandı. Ulukaya böylece Türk milyarderler arasında listenin ilk sırasına yükselirken dünya milyarderler sıralamasında da 219’uncu sırada yer aldı.

Ulukaya’nın servetinin bir yıl içerisinde birkaç kat artmasının temelinde banka hesabındaki nakit artışından çok, sahibi olduğu Chobani’nin piyasa değerinin yükselmesi bulunuyor. Forbes, Ekim 2025’te şirketin 20 milyar dolarlık değerlemesinin ardından Ulukaya’nın servet tahminini 13,5 milyar dolar seviyesine çıkarmıştı.

Fenerbahçe anlaşması Türkiye’de yeniden tanınmasını sağladı

Hamdi Ulukaya’nın Türkiye kamuoyunda yeniden geniş kitleler tarafından konuşulmasını sağlayan en önemli gelişmelerden biri Fenerbahçe ile Chobani arasında yapılan sponsorluk anlaşması oldu.

2025 yazında yapılan anlaşmayla Fenerbahçe stadının isim sponsorluğu Chobani’ye verildi. Stadyum isim hakkı anlaşması 5+5 yıl olarak düzenlendi. Açıklanan mali şartlara göre Chobani’nin stadyum isim hakkı için yıllık 10 milyon euro olmak üzere 10 yılda 100 milyon euro ödeme yapması öngörüldü.

Fenerbahçe’nin Avrupa kupalarında kullanacağı forma göğüs sponsorluğu için ise 2+3 sezonluk ayrı bir anlaşmaya gidildi. Bu bölümden kulübün en az 20 milyon euro gelir beklediği açıklandı. Böylece iki anlaşmanın toplam potansiyel büyüklüğü minimum 120 milyon euroya ulaştı.

Ulukaya, 2026 yılında verdiği bir röportajda Fenerbahçe sponsorluğunun kendisini yeniden Türkiye ile güçlü biçimde buluşturduğunu anlattı ve “Fenerbahçe beni tekrar memleketimle tanıştırdı” ifadesini kullandı. Ayrıca çocuklarının Türkiye’ye daha sık gelmeye başladığını ve Erzincan’a yeniden gideceğini söyledi.

Asıl büyük Erzincan hamlesi: Erzincanspor’a 8 milyon 150 bin dolar

Hamdi Ulukaya’yı Erzincan açısından son dönemin en önemli gündem maddelerinden birine dönüştüren gelişme ise Erzincanspor’a verdiği destek oldu.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre Ulukaya, ekonomik sorunlarla mücadele eden Erzincanspor’a ilk aşamada 3 milyon 150 bin dolar destek sağladı. Ardından 2026-2027 sezonunu kapsayan ve forma göğüs sponsorluğunu da içeren 5 milyon dolarlık yeni anlaşmaya imza atıldı. Böylece sağlanan toplam finansal destek 8 milyon 150 bin dolara yükseldi.

Erzincan 13 Şubat Şehir Stadyumu’nda gerçekleştirilen imza törenine Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ve Erzincanspor Kulüp Başkanı Alaattin Yavuz Güneş de katıldı.

Ulukaya, burada yaptığı açıklamada Erzincanspor’a verilen parayı yalnızca ticari bir sponsorluk olarak görmediğini, doğduğu kente karşı duyduğu vefa duygusunun bir parçası olarak değerlendirdiğini söyledi. Özellikle altyapıya yatırım yapılması, Erzincan’dan yeni futbolcular yetiştirilmesi ve kurulacak modelin diğer Anadolu kulüplerine örnek olması gerektiğini vurguladı.

Bu destek, özellikle TFF 2. Lig ölçeğinde değerlendirildiğinde Erzincanspor’un ekonomik ve sportif geleceğini doğrudan etkileyebilecek büyüklükte bir kaynak anlamına geliyor.

ABD-Türkiye ekonomik ilişkilerinde de önemli bir isim

Hamdi Ulukaya’nın etkisi yalnızca Chobani veya spor sponsorluklarıyla sınırlı değil.

ABD Ticaret Odası bünyesindeki ABD-Türkiye İş Konseyi’nin başkanlığını 2023 yılından bu yana yürüten Ulukaya’nın görev süresi 2025 yılında yenilendi. Konsey, iki ülkenin önde gelen 100’den fazla şirketini bir araya getiriyor ve tarım, savunma, enerji, dijital ekonomi, sağlık ve ulaşım gibi sektörlerde ticari ilişkilerin geliştirilmesi için çalışıyor.

ABD Ticaret Odası’nın açıklamasına göre Ulukaya döneminde iki ülke arasındaki Ticaret ve Yatırım Çerçeve Anlaşması görüşmeleri yedi yıllık aranın ardından yeniden başladı. Ulukaya aynı zamanda Türkiye ile ABD arasında daha önce belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin desteklenmesi yönündeki çalışmalarda rol üstleniyor.

Ulukaya ayrıca 2023 depremlerinin ardından ABD özel sektöründen Türkiye’ye yardım sağlanması amacıyla gerçekleştirilen kampanyanın öne çıkan isimlerinden biri oldu. ABD Ticaret Odası, Ulukaya’nın liderliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında 100 milyon doların üzerinde yardım toplandığını bildiriyor.

Mültecilere yönelik çalışmaları dünyada tanınıyor

Hamdi Ulukaya’nın iş dünyasındaki profilini diğer birçok milyarderden ayıran başlıklardan biri de mültecilere yönelik çalışmaları.

Ulukaya, 2015 yılında Giving Pledge’e katılarak kişisel servetinin çoğunluğunu özellikle mültecilere yönelik insani çalışmalar için kullanmayı taahhüt etti. Giving Pledge üzerindeki kendi açıklamasında, kişisel servetinin çoğunluğunu mültecilere yardım amacıyla kullanmayı kamuoyuna açık şekilde taahhüt ettiğini belirtiyor.

Ulukaya daha sonra Tent Partnership for Refugees girişimini kurdu. Tent’in temel amacı büyük şirketleri mültecilerin istihdam edilmesi, eğitilmesi ve ekonomik hayata katılması konusunda harekete geçirmek. National Geographic, Ulukaya’nın Chobani fabrikalarında farklı ülkelerden yüzlerce mülteciyi istihdam ettiğini ve bu deneyimin Tent’in ortaya çıkmasında etkili olduğunu aktarıyor.

Geçmişteki açıklamaları neden tartışma konusu oldu?

Hamdi Ulukaya’nın Türkiye’de zaman zaman tartışmaların odağına yerleşmesinin bir başka nedeni ise Kürt kimliği ve Türkiye’de yaşadığı dönem hakkında geçmişte yaptığı açıklamalar.

National Geographic’e 2025 yılında verdiği röportajda Ulukaya, üniversite yıllarında Kürtlerin yaşadığı insan hakları ihlallerine dikkat çeken bir yayın çalışmasının içinde bulunduğunu, bir gece gözaltında tutulduğunu ve bu tecrübenin Türkiye’den ayrılma kararında etkili olduğunu anlattı. Ulukaya bu anlatımında ABD’ye gitmesinin başlangıçta bir “Amerikan rüyası” planı olmadığını da belirtti.

Ulukaya geçmişte uluslararası röportajlarda kendisini Kürt olarak tanımladı ve Kürt hakları konusunda hassasiyet taşıdığını söyledi. Bu açıklamalar özellikle Fenerbahçe sponsorluğunun gündeme gelmesinin ardından Türkiye’de sosyal medyada yeniden dolaşıma girdi ve farklı siyasi değerlendirmelerin konusu oldu.

Ancak bu tartışmalar değerlendirilirken Ulukaya’nın son yıllarda Türkiye ile ekonomik ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan ABD-Türkiye İş Konseyi’ni yönettiği, Türkiye’de üst düzey temaslarda bulunduğu ve Erzincanspor başta olmak üzere Türkiye’de çeşitli projelere önemli finansal destek sağladığı da tabloya dahil edilmeli.

“Türkiyeliler” sözü de tartışılmıştı

Fenerbahçe ile Chobani arasındaki sponsorluk anlaşmasının imza töreninde Ulukaya’nın konuşmasına hitaben “tüm Türkiyeliler” ifadesini kullanması da 2025 yılında ayrı bir tartışma başlattı.

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı söz konusu ifadeye karşı çıkarak “Türkiyeli” kavramının bir üst kimlik olarak kullanılmasını eleştirdi. Tartışma kısa sürede sosyal medyada kimlik ve vatandaşlık terminolojisi üzerinden genişledi.

Ulukaya ise tartışmaların ardından yaptığı açıklamalarda Türkiye ile bağını vurguladı. Fenerbahçe sponsorluğu sonrasında Türkiye’de düzenlenen bir davette ülkeye ve topluma hizmet etmek istediğini ifade etti.

Hamdi Ulukaya neden şimdi gündemde?

Bugün Hamdi Ulukaya’nın adının bu kadar sık duyulmasının arkasında beş ana gelişme bulunuyor.

Birincisi, Chobani’nin yaklaşık 20 milyar dolarlık şirket değerine ulaşması ve bunun sonucunda Ulukaya’nın Forbes’un 2026 listesinde 13,5 milyar dolarlık servetle Türk milyarderler arasında ilk sıraya yükselmesi.

İkincisi, Fenerbahçe ile yapılan, stadyum isim hakkı ve Avrupa forma sponsorluğuyla birlikte minimum 120 milyon euro büyüklüğe ulaşan uzun vadeli anlaşma.

Üçüncüsü ve Erzincan açısından en önemlisi, Erzincanspor’a sağlanan toplam 8 milyon 150 bin dolarlık destek ve kulübün geleceğinde altyapı odaklı yeni bir yapı kurulmasına yönelik mesajlar.

Dördüncüsü, Ulukaya’nın ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanlığı üzerinden iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde giderek daha görünür bir rol üstlenmesi.

Beşincisi ise geçmişte kimlik ve Kürt meselesi konusunda yaptığı açıklamaların, Türkiye’ye dönüşü ve büyük spor sponsorlukları sonrasında yeniden tartışılmaya başlanması.

Erzincan’dan dünya ekonomisinin zirvesine

Hamdi Ulukaya’nın hikâyesi, klasik bir “gurbetten zenginliğe” anlatısından daha geniş bir tablo ortaya koyuyor. İliç’te hayvancılıkla uğraşan bir aileden çıkıp ABD’ye giden Ulukaya, kapanmış bir süt ürünleri fabrikasını satın alarak başladığı girişimini yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen küresel bir gıda şirketine dönüştürdü.

Bugün Chobani yoğurttan kahveye, bitki bazlı ürünlerden içeceklere uzanan genişleyen bir şirketler yapısına sahip. Ulukaya ise bir yandan milyarlarca dolarlık şirketini büyütürken diğer yandan mülteci istihdamı, insani yardım, ABD-Türkiye ekonomik ilişkileri ve spor sponsorlukları gibi birbirinden farklı alanlarda görünürlüğünü artırıyor.

Erzincan açısından bakıldığında ise 2026 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. Yıllar boyunca dünya çapındaki Chobani başarı hikâyesiyle tanınan Hamdi Ulukaya, bu kez doğduğu kente yaptığı doğrudan ve yüksek miktarlı yatırımla gündeme geldi. Erzincanspor’a sağlanan 8 milyon 150 bin dolarlık destek ve altyapıya ilişkin uzun vadeli hedefler, Ulukaya-Erzincan ilişkisinin önümüzdeki dönemde sporun ötesine geçip geçmeyeceğini de merak konusu haline getiriyor.