Nehaber24 ekranlarında yayımlanan “Söz Sırası Bizde” programının 3. bölümünde Erzincan’da tarım, hayvancılık, sulama sorunları, makineleşme, gençlerin üretime ilgisi ve tarımsal yatırımlar ele alındı. Selçuk Özdemir ve Veda Ecem Öztürk’ün sunduğu programın konuğu Mutlu Tarım’dan Adem Mutlu oldu.

Erzincan’ın Aydoğlu köyünde ikamet eden Adem Mutlu, eğitim hayatından tarım ve hayvancılığa uzanan süreci anlattı. İlkokulu Aydoğlu köyünde okuduğunu, ortaokul eğitimini İmam Hatip’te, lise eğitimini ise Erzincan Lisesi Yabancı Dil Ağırlıklı bölümde tamamladığını belirten Mutlu, Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir süre dershanelerde görev yaptığını söyledi.

Erzincan’a tarım yapmak amacıyla dönmediğini ifade eden Mutlu, ilk etapta ticaret yapmayı ve dershane alanında çalışmayı düşündüğünü, ancak zamanla tarım ve hayvancılığın hayatının merkezine yerleştiğini dile getirdi. Mutlu, Erzincan’a döndükten sonra Doğan Organik ile sözleşmeli organik süt üretimi yapma amacıyla çiftlik kurma sürecine girdiklerini belirtti.

“Doğan Organik Bize Ufuk Açtı”

Adem Mutlu, 2008 yılında başlayan sürecin kendileri için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek, Doğan Organik ile çalışmanın hayvan yetiştiriciliği, besleme, sağlık takibi ve verim alma konularında önemli tecrübeler kazandırdığını söyledi.

Mutlu, geçmişte köylerde sütün satılan bir ürün olarak görülmediğini belirterek, “Süt hediye edilen bir şeydi. Etten gelir elde edilirdi ama sütten gelir oluşmazdı” sözleriyle geçmiş dönemlerdeki üretim anlayışını anlattı.

Yerli ırk hayvanların süt veriminin düşük olduğunu, yüksek verimli hayvanların ise doğru besleme ve bakım bilgisi olmadan elde tutulamadığını dile getiren Mutlu, organik süt üretimi sürecinin kendilerine modern hayvancılığı öğrettiğini vurguladı.

Trakya’dan Avusturya’ya Uzanan Hayvan Temini Süreci

Hayvan ihtiyacını karşılamak için önce Trakya’ya, ardından Avusturya’ya gittiklerini belirten Mutlu, bu süreçte modern hayvancılığın gerektirdiği yem, silaj, ot, makine ve traktör ihtiyacının da ortaya çıktığını söyledi.

Hayvanları beslemek için kaba yem ve silaja ihtiyaç duyduklarını anlatan Mutlu, bu ürünlerin hasadı için makineleşmenin zorunlu hale geldiğini ifade etti. İlk etapta kendi ihtiyaçlarını karşılamak için alınan makinelerin zamanla hizmet alanına dönüştüğünü belirten Mutlu, traktöre takılan silaj makinesinden kendi yürür silaj makinesine uzanan bir gelişim yaşadıklarını söyledi.

Erzincan’da Tarım İçin En Büyük Sorun Su Dağıtımı

Programda Erzincan tarımının mevcut durumu da ele alındı. Adem Mutlu, Erzincan’ın iklim açısından Sivas ve Erzurum’a göre yaklaşık 20 gün önde olduğunu, bunun da tarımsal üretimde önemli bir avantaj sağladığını söyledi.

Erzincan’da nüfusa oranla ciddi tarım arazisi bulunduğunu belirten Mutlu, arazilerin bazı büyük tarım şehirlerine göre küçük ve parçalı olduğunu ancak iklim, toprak ve su açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti.

Mutlu, Erzincan’da suyun var olduğunu ancak suyun dağıtımı konusunda ciddi problemler yaşandığını belirterek, “Bizim su problemimiz yok. Bizim suyumuz var. Suyu dağıtım problemimiz var” dedi.

Sulama kanallarının 1980’li yıllardan kaldığını ve birçok noktada kaçaklar bulunduğunu ifade eden Mutlu, kanalların revize edilmesi gerektiğini söyledi. Ballı Barajı’nın tamamlanmasının Erzincan tarımı açısından önemli bir adım olacağını belirten Mutlu, barajın ciddi bir alanı sulayacağını kaydetti.

Seralar ve Toprak Yapısı Değerlendirildi

Erzincan’daki sera yatırımlarına da değinen Adem Mutlu, seralarda ciddi bir altyapı oluşturulduğunu, devletin bu alana önemli kaynak aktardığını söyledi. Ancak sera alanlarındaki toprak yapısının iyileştirilmesi gerektiğini dile getiren Mutlu, bazı alanlarda kireç ve koza bulunduğunu, toprağın eski mera alanı olması nedeniyle iyileştirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Mutlu, Erzincan’da küçük arazilerde daha kıymetli ürünlerin üretilmesi gerektiğini vurgulayarak, sera üretiminin bu anlamda önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

“Erzincan’da Kıymetli Ürün Üretmeliyiz”

Programda Şıhlı domatesi, Üzümlü, Uluköy ve çevresindeki sebze üretimi de gündeme geldi. Adem Mutlu, Erzincan’ın küçük ve parçalı arazileri nedeniyle daha değerli ürünlere yönelmesi gerektiğini söyledi.

Karadeniz’in Erzincan için önemli bir pazar olduğunu belirten Mutlu, Güneydoğu’dan da Erzincan’a ürün almaya gelenlerin bulunduğunu dile getirdi. Erzincan’ın coğrafi konumu itibarıyla satış ve pazarlama açısından avantajlı bir noktada olduğunu ifade eden Mutlu, üretimin yanı sıra pazar planlamasının da önceden yapılması gerektiğini vurguladı.

Kooperatifleşme Eksikliğine Dikkat Çekildi

Adem Mutlu, Erzincan’da üreticilerin en büyük sorunlarından birinin bir araya gelememek ve kooperatifleşememek olduğunu söyledi. Domates, biber, kavun gibi ürünlerin planlı şekilde üretilmediğini belirten Mutlu, çiftçinin çoğu zaman ürünü hale götürüp alıcı ne fiyat verirse ona razı olmak zorunda kaldığını ifade etti.

Pazarcılar Derneği, üretici, hal esnafı ve tüketici arasında güçlü bir köprü kurulması gerektiğini belirten Mutlu, tarladaki üretici ile tüketicinin daha doğru bir sistemle buluşturulması gerektiğini söyledi.

Mutlu, Üzümlü bölgesinde üzüm ve kiraz gibi ürünlerin yurt dışına gönderilebildiğini hatırlatarak, bu tecrübenin sebze üretimiyle de entegre edilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Erzincan’da Olmaz” Anlayışı Aşılmalı

Erzincan’da sıkça kullanılan “olmaz” anlayışını eleştiren Adem Mutlu, bu düşüncenin şehrin önünde bir engel olduğunu söyledi. Erzincan’ın gece ve gündüz sıcaklık farkı, güneşli gün sayısı, ova yapısı ve iklim özellikleriyle tarımda önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Mutlu, bu özelliklerin meyve ve sebzeye farklı bir aroma kattığını ifade etti.

Son dönemde yağışlar nedeniyle ekimlerin geciktiğini ancak bunun rekolteyi olumsuz etkilemeyebileceğini söyleyen Mutlu, taban suyunun yükselmesinin üretime olumlu katkı sunabileceğini belirtti.

Devlet Destekleri ve Tarımsal Krediler Konuşuldu

Programda çiftçilerin devlet teşviklerinden yeterince faydalanıp faydalanamadığı da değerlendirildi. Adem Mutlu, desteklerin biraz daha basitleştirilmesi gerektiğini söyledi. Küçük çiftçilerin bazı desteklerden yararlanmakta zorlandığını belirten Mutlu, şartların ağır olabildiğini ifade etti.

Buna rağmen tarımın sürdürülebilirliği açısından devletin sunduğu sübvansiyonlu Ziraat Bankası kredilerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Mutlu, hayvan ve makine alımlarında bu kredilerin tarımın döngüsünü ayakta tuttuğunu söyledi.

Erzincan İçin Lokomotif Tesis Vurgusu

Adem Mutlu, Erzincan’da tarım ve hayvancılığın gelişmesi için lokomotif tesislere ihtiyaç olduğunu belirtti. Bingöl’deki büyük entegre hayvancılık yatırımını örnek gösteren Mutlu, Sütaş benzeri yatırımların bölgeye önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Bingöl’deki yatırımın sadece çiftlikten ibaret olmadığını, enerji tesisi, yem tesisi, süt üretim tesisi ve hayvancılık alanlarını kapsayan büyük bir kompleks olduğunu belirten Mutlu, Erzincan’ın da bu projelerin içinde yer alan illerden biri olduğunu söyledi.

Mutlu, Erzincan’ın Bingöl ile ulaşım bağlantısının güçlenmesinin kuzey-güney hattı açısından da önemli olduğunu belirterek, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Bingöl ve Diyarbakır hattının tarımsal ticaret için değerli bir güzergah olduğunu ifade etti.

Düve Merkezi ve Sürdürülebilirlik Mesajı

Programda Erzincan’daki düve merkezi konusu da ele alındı. Adem Mutlu, tesis yapmanın önemli olduğunu ancak asıl meselenin sürdürülebilirlik olduğunu söyledi. Düve merkezlerinin doğru kullanılması halinde küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük kolaylık sağlayacağını ifade eden Mutlu, anaç hayvan, dana, düve ve besi materyalinin doğru şekilde ayrılması gerektiğini anlattı.

Bir işletmede farklı yaş ve özelliklerde birçok hayvan grubunun oluştuğunu belirten Mutlu, bu durumun farklı yemleme programları gerektirdiğini söyledi. Yanlış beslemenin hem döl tutma hem de et verimi açısından ciddi zararlara yol açabileceğini ifade etti.

Gençlere Tarıma Girme Çağrısı

Adem Mutlu, Erzincan’da tarlası olup da çiftçilik yapmaktan çekinenlere de mesaj verdi. Korkan kişilerin bu işte başarılı olamayacağını söyleyen Mutlu, gençlerin doğru bilgiyle ve doğru planlamayla tarıma girmesi gerektiğini belirtti.

Üniversiteden mezun olup tarıma yönelmek isteyen gençlerin kendisine geldiğini anlatan Mutlu, bu gençlere özel zaman ayırdığını, kendi hikayesini anlatarak onları cesaretlendirmeye çalıştığını söyledi.

Mutlu, yeni neslin tarım makinelerine, traktörlere ve hasat süreçlerine ilgi duyduğunu belirterek, gençlerde tarıma karşı bir heves bulunduğunu ifade etti.

“Tarımı Ayakta Tutan Ruhumuzdaki Köylülük”

Adem Mutlu, tarımı ayakta tutan en önemli unsurlardan birinin insanların içindeki köylü ruhu olduğunu söyledi. İstanbul’a, Ankara’ya ya da farklı şehirlere gitmiş insanların bile içinde hayvan bakma, toprakla uğraşma ve üretme isteği bulunduğunu ifade eden Mutlu, bu duygunun tarımı yaşattığını belirtti.

Pandemi sonrası tarımın ve gıda güvenliğinin öneminin daha iyi anlaşıldığını söyleyen Mutlu, savunma ve enerji kadar tarımın da stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Tarımda İş Gücü Sorunu Gündeme Geldi

Programda tarım ve hayvancılıkta iş gücü sorunu da konuşuldu. Adem Mutlu, tarlalarda çalıştıracak insan bulmakta zorlandıklarını söyledi. Afgan işçilerin özellikle hayvancılık ve çobanlık alanında önemli bir boşluğu doldurduğunu belirten Mutlu, kendi 300 başlık işletmesinde çoban bulmanın en büyük sorunlardan biri olduğunu ifade etti.

Çoban ücretlerinin ciddi seviyelere ulaştığını belirten Mutlu, buna rağmen çoban bulmanın kolay olmadığını söyledi. Tarımda çalışan işçilerin de geçmişe göre daha iyi ücretler aldığını ifade eden Mutlu, emeğin karşılığının artmasının önemli olduğunu dile getirdi.

Çiftçinin Kazancı ve Aracı Sorunu

Adem Mutlu, çiftçinin kazanmadığı yönündeki söylemlere katılmadığını belirterek, büyükbaş, küçükbaş ve tarımsal üretimde çiftçinin para kazandığını söyledi. Ancak üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Mutlu, Uluköy’de 10 liradan alınan domatesin markette 80 liraya çıkmasının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Bu noktada üreticinin kendi ürününe sahip çıkması, pazarlama süreçlerinde daha etkin olması ve birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Mutlu, kooperatifleşmenin önemine bir kez daha vurgu yaptı.

Erzincan Makineleşmede Birçok İlden İyi Durumda

Programın son bölümünde Erzincan’da tarım teknolojilerinin kullanımı da değerlendirildi. Adem Mutlu, Erzincan’ın makineleşme açısından birçok ilden daha iyi durumda olduğunu söyledi. Hayvan kalitesinin de iyi seviyede olduğunu belirten Mutlu, Erzincan çiftçisinin bilgiye ulaşma, makine kullanma ve modern üretim teknikleri açısından önemli bir noktaya geldiğini ifade etti.

Mutlu, bazı illerde hayvan sayısı Erzincan’dan çok daha fazla olmasına rağmen yem karma makinesi gibi temel ekipmanların yeterince kullanılmadığını, Erzincan’ın ise bu konuda daha ileri seviyede olduğunu söyledi.

Erzincan Ürünleri Migros Raflarında

Adem Mutlu, Erzincan ürünlerinin Vali Hamza Aydoğdu’nun talimatıyla Migros’ta satılmaya başlamasının da önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Bu adımın bazı üreticiler için satışta kolaylık sağladığını belirten Mutlu, yerel ürünlerin daha geniş pazarlara ulaşmasının Erzincan tarımı için değerli olduğunu ifade etti.

“Sorunları Birlikte Konuşursak Çözebiliriz”

Programın sonunda çiftçilere tavsiyelerde bulunan Adem Mutlu, Erzincan’ın iklim, toprak, makineleşme, bilgiye erişim ve hayvan kalitesi açısından birçok ile göre iyi noktada olduğunu söyledi. Eksiklerin bulunduğunu ancak bu eksiklerin konuşularak, birlikte hareket edilerek ve doğru planlama yapılarak çözülebileceğini belirtti.

Sulama probleminin yıllardır dile getirildiğini ancak yeterince sonuç alınamadığını ifade eden Mutlu, siyasilerin ve yetkililerin çiftçinin sesine daha fazla kulak vermesi gerektiğini söyledi.

Selçuk Özdemir ve Veda Ecem Öztürk ise programda tarım, hayvancılık, üretim, gençlerin ilgisi ve Erzincan’ın geleceği açısından önemli başlıkların ele alındığını belirterek, konuğu Adem Mutlu’ya teşekkür etti.