Nehaber24 ekranlarında yeni yayın dönemine başlayan “Söz Sırası Bizde” programının ilk bölümünde Erzincan’ın üniversite, göç, ulaşım, şehirleşme, madencilik, turizm, deprem ve sosyal yaşam başlıklarındaki sorunları ele alındı. Gazeteci Selçuk Özdemir ve Veda Ecem Öztürk’ün birlikte sunduğu programda, Erzincan’ın mevcut durumu ve geleceğine dair önemli değerlendirmeler yapıldı.
Nehaber24’ün yeni programı “Söz Sırası Bizde”, ilk bölümüyle izleyicilerin karşısına çıktı. Programın açılışında konuşan gazeteci Selçuk Özdemir, yaklaşık 20 yıldır Erzincan’da yerel gazetecilik yaptığını belirterek, bugüne kadar halkın içinde vatandaşlara mikrofon uzattıklarını, artık bu mikrofonu stüdyoya taşıyarak şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini konuşacaklarını ifade etti.
Özdemir, programın sadece sorunları gündeme getiren bir yayın olmayacağını, Erzincan’da iyi yapılan işlerin de konuşulacağını belirterek, “Bu şehrin sadece sorunları yok, iyi yönleri de var. İyi iş yapanlara teşekkür edeceğiz” dedi.
Programın diğer sunucusu Veda Ecem Öztürk ise Erzincanlı olduğunu, öğretmen bir ailenin çocuğu olarak büyüdüğünü, ilkokula İstanbul’da başladığını ancak ailesinin tayini nedeniyle yeniden Erzincan’a döndüğünü anlattı. Ortaokul ve lise eğitimini Erzincan’da tamamladığını belirten Öztürk, Selçuk Özdemir ile ortaokul yıllarından bu yana tanıştıklarını ifade ederek, Erzincan’ın sorunlarını birlikte konuşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Şehrin Gündeminde
Programın ilk gündem başlığı Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi oldu. Selçuk Özdemir, Erzincan’da 2006 yılında kurulan ve daha sonra Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi adını alan üniversitenin şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunduğunu belirterek, üniversitenin Erzincan’a ne kadar katkı sunduğunun tartışılması gerektiğini dile getirdi.
Veda Ecem Öztürk, üniversitenin Doğu Anadolu’dan dünyaya açılan önemli bir kapı olduğunu belirterek, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin 12 fakülteye sahip olduğunu söyledi. Özellikle Hukuk Fakültesi’nin akademik itibarıyla dikkat çektiğini ifade eden Öztürk, Erzincan Hukuk Fakültesi mezunlarının Türkiye genelinde saygın bir yerde durduğunu kaydetti.
Üniversitenin yaklaşık 25 bin öğrenciye sahip olduğunu ve her yıl binlerce mezun verdiğini dile getiren Öztürk, bu öğrencilerin mezuniyet törenlerinde renkli görüntüler oluşturduğunu belirterek, gençlerin emeklerinin karşılığını almasını temenni etti.
Erzincan Gençlerini Neden Tutamıyor?
Programda üzerinde durulan en önemli başlıklardan biri, Erzincan’ın gençleri şehirde tutamaması oldu. Selçuk Özdemir, sadece Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi öğrencileri için değil, Erzincanlı olup farklı şehirlerde eğitim gören gençler için de aynı sorunun geçerli olduğunu belirtti.
Özdemir, “Biz Erzincan’da gençlerimizi neden tutamıyoruz?” sorusunu gündeme taşıyarak, bu durumun kendisi için kanayan bir yara olduğunu söyledi. Erzincan’ın bir dönem büyüyen, ancak son yıllarda küçülen bir şehir haline geldiğini ifade eden Özdemir, bu durumun siyasi güç, lobi eksikliği ve ekonomik imkanlarla da bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Veda Ecem Öztürk de üniversitenin güçlü akademik yapısına rağmen şehirle daha fazla bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Üniversitenin şehre, şehrin de üniversiteye katacağı çok şey olduğunu belirten Öztürk, mezun olan gençlerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde daha kolay iş bulabildiğini, bu nedenle Erzincan’ın nitelikli insan kaynağını kaybettiğini söyledi.
Akademisyenler ve Uzmanlar Şehirde Kalmalı
Programda sadece öğrencilerin değil, akademisyenlerin ve uzman isimlerin de Erzincan’da kalıcı olması gerektiği ifade edildi. Selçuk Özdemir, geçmişte “uçan profesörler” olarak adlandırılan uygulamalara dikkat çekerek, bazı akademisyenlerin ve uzman hekimlerin farklı şehirlerden gelip kısa süreli hizmet verdiğini, ardından yeniden gittiklerini söyledi.
Özdemir, Erzincan’da unvan kazanan ya da mesleğinde ilerleyen kişilerin şehirden ayrılmasının ciddi bir kayıp olduğunu belirtti. Deprem Enstitüsü üzerinden örnek veren Özdemir, Erzincan gibi deprem gerçeğiyle yaşayan bir şehirde uzman isimlerin kalıcı olmasının önemine dikkat çekti.
Programın adının “Söz Sırası Bizde” olmasının da bu noktada anlam kazandığını ifade eden Özdemir, “Bugüne kadar hep sustuk, dinledik. Artık konuşalım dedik. Mikrofonlar masaya gelsin dedik” sözleriyle programın amacını anlattı.
Erzincan’da Erzincanlı kalmadı
Programın ikinci ana başlığında Erzincan’daki göç sorunu ele alındı. Selçuk Özdemir, “Erzincan’da Erzincanlı kalmadı” diyerek şehir hafızasının giderek zayıfladığını ifade etti.
Veda Ecem Öztürk, Erzincan’ın yetiştirdiği önemli isimleri hatırlatarak, Yıldırım Akbulut ve Binali Yıldırım gibi devlet adamlarının yanı sıra sanat alanında da Ali Ekber Çiçek gibi büyük değerlerin Erzincan’dan çıktığını söyledi. Ali Ekber Çiçek’in “Haydar Haydar” eseriyle sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanındığını belirten Öztürk, Erzincan’ın bu değerlerine yaşarken sahip çıkması gerektiğini ifade etti.
Selçuk Özdemir ise Erzincanlıların çoğu zaman kendi değerlerine öldükten sonra sahip çıktığını belirterek, Yıldırım Akbulut’un isminin vefatından sonra havalimanına verilmesini örnek gösterdi. Özdemir, yaşayan değerlere zamanında sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.
Şehre Katkı Sunan Herkes Erzincanlıdır
Programda Erzincan’da yaşayan farklı şehirlerden gelen insanların da şehre katkı sunduğu ifade edildi. Selçuk Özdemir, Gümüşhaneli, Bayburtlu, Kelkitli, Trabzonlu ya da başka şehirlerden gelen insanların Erzincan ekonomisine, istihdamına ve sosyal yaşamına katkı sağladığını belirterek, bu insanların da Erzincanlı olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Özdemir, geçmişte Erzincan’dan göç edenlerin çocuklarının dahi kendisini Erzincanlı olarak tanıttığını hatırlatarak, şehirde yaşayan ve şehre emek veren herkesin kıymetli olduğunu ifade etti.
Veda Ecem Öztürk de bu yaklaşımı destekleyerek, meselenin insanları ötekileştirmek olmadığını söyledi. Öztürk, “Bu memleket için kim ne yapıyorsa, şehrin ekonomisine, kültürüne ve sanatına katkı sunuyorsa o bizim için Erzincanlıdır” dedi.
Tersine Göç İçin Erzincan Cazip Hale Getirilmeli
Programda Erzincan’dan göç eden hemşehrilerin yeniden şehre kazandırılması gerektiği vurgulandı. Selçuk Özdemir, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde düzenlenen Erzincan günlerine karşı olduğunu belirterek, bu etkinliklerin Erzincan’da yapılması gerektiğini söyledi.
Özdemir, geçmişte dışarıda yaşayan Erzincanlıların dernekler aracılığıyla memlekete getirildiğini, insanların burada evlerini, tarlalarını hatırladığını ve yaz aylarında yeniden Erzincan’a gelmeye başladığını ifade etti. Bu uygulamaların yeniden başlatılması gerektiğini belirten Özdemir, Erzincan’ın cazibe merkezi haline getirilmesinin tersine göç için önemli olduğunu söyledi.
Veda Ecem Öztürk ise değişen iklim şartları ve yaşam koşulları nedeniyle insanların bir gün yeniden köylerine ve memleketlerine döneceğini belirterek, Erzincanlıların yatırımlarını memleketlerine yönlendirmesi çağrısında bulundu.
Erzincan’ın Yatırıma İhtiyacı Var
Programda Erzincanlı iş insanlarının memlekete yatırım yapması gerektiği de gündeme geldi. Selçuk Özdemir, Nevzat Demir, Recep Demir, Erol Yüksel ve Torunlar gibi Erzincanlı isimlerin örnek gösterildiğini belirterek, bu isimlerin memleketlerine daha fazla yatırım yapmasının önemli olduğunu söyledi.
Özdemir, cami ve Kur’an kursu gibi hayır yatırımlarının değerli olduğunu ancak Erzincan’ın fabrika, üretim tesisi ve istihdam sağlayacak yatırımlara da ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Erzincanlı Sanayici İş İnsanları Derneği’nin geçmişte şehirde toplantılar yaptığını hatırlatan Özdemir, teşviklerin ve yatırım çağrılarının çoğu zaman sonuçsuz kaldığını dile getirdi.
Erzincan Doğunun Paris’i Olmalı
Programda Erzincan’ın tarihi ve kültürel kimliği de değerlendirildi. Veda Ecem Öztürk, Hititlerden günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Erzincan’ın devlet yönetiminde de önemli isimler yetiştirdiğini belirterek, şehirde bu potansiyele yakışır bir gelişim beklediklerini söyledi.
Öztürk, Erzincan için sıkça kullanılan “Doğunun Paris’i” benzetmesine dikkat çekerek, bu ifadenin sadece sözde kalmaması gerektiğini, şehirde gerçekten bir Paris ışıltısının hissedilmesi gerektiğini ifade etti.
Selçuk Özdemir ise geçmiş yıllarda Erzincan’ın çevre illere göre daha gelişmiş bir şehir görünümüne sahip olduğunu, ancak bugün Malatya, Sivas ve Erzurum gibi şehirlerin sosyal yaşam, ulaşım ve şehirleşme açısından daha ileri noktalara geldiğini belirtti.
Üniversite Şehirle İç İçe Olmalı
Programda Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin şehir merkezinden uzak konumu da eleştirildi. Selçuk Özdemir, üniversitenin şehirden kopuk olmasının öğrencilerin sosyal yaşamını ve şehir ekonomisini olumsuz etkilediğini söyledi.
Özdemir, öğrencilerin akşam saatlerinde şehir merkezinden kampüse ulaşmakta zorlandığını, halk otobüslerinin dolduğunu, öğrencilerin zaman zaman otostop yapmak zorunda kaldığını belirtti.
Yurtların şehir merkezinde değil, üniversiteye yakın bölgelerde olması gerektiğini ifade eden Özdemir, genç nüfusun şehir merkezinde daha canlı bir sosyal hayat oluşturabileceğini söyledi.
Veda Ecem Öztürk de Erzurum örneğini vererek, üniversite öğrencilerinin sosyal yaşamla bütünleştiği bölgelerde esnafın kazandığını, öğrencilerin mutlu olduğunu ve şehrin daha canlı hale geldiğini dile getirdi.
Erzincan’da Sosyal Mekan ve Hizmet Kalitesi Artmalı
Programda şehirdeki restoran, kafe ve sosyal mekan eksikliği de konuşuldu. Veda Ecem Öztürk, Erzincan’a dışarıdan misafir geldiğinde gidilebilecek şık restoran sayısının az olduğunu, mevcut kaliteli mekanlarda ise çoğu zaman yer bulunamadığını belirtti.
Kalifiye servis elemanı eksikliğine de dikkat çeken Öztürk, Erzincan’ın turizm potansiyelinin arttığını, özellikle Ergan Dağı ile şehrin çehresinin değiştiğini söyledi. Bu nedenle hizmet kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini ifade etti.
Öztürk, şehrin nezaketi, görgüsü ve misafirperverliğinin küçük ayrıntılarla desteklenmesi gerektiğini belirterek, Erzincan’a gelen insanların iyi bir izlenimle ayrılmasının önemli olduğunu söyledi.
Şehir Mobilyaları ve Kent Estetiği Yeniden Ele Alınmalı
Programda Erzincan’ın şehir estetiği de gündeme geldi. Selçuk Özdemir ve Veda Ecem Öztürk, kent mobilyalarının ve şehirde kullanılan sembollerin Erzincan’ın kimliğini daha iyi yansıtması gerektiğini ifade etti.
Sürahi figürünün güzel bir çalışma olduğu belirtilirken, çift başlı kartal, saat kulesi, tulum peyniri ve Cimin üzümü gibi değerlerin şehirde daha görünür hale getirilebileceği vurgulandı.
Mustafa Sarıgül’ün sosyal medya üzerinden Erzincan’ın değerlerini tanıtmasına da değinilen programda, Cimin üzümü ve Erzincan Tulum Peyniri gibi ürünlerin tanıtımının artırılması gerektiği belirtildi.
Şehir Girişleri ve Eski Yapılar
Programda dışarıdan Erzincan’a gelen misafirlerin şehir girişlerinde karşılaştığı manzara da eleştirildi. Selçuk Özdemir, havaalanından ya da şehir girişlerinden merkeze gelenlerin bazı bölgelerde köy havası veren görüntülerle karşılaştığını söyledi.
1992 depreminin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen şehirde hala prefabrik yapıların ve eski görünümlü alanların bulunduğunu belirten Özdemir, bu yapıların kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Özdemir, şehir merkezindeki bazı eski yapıların tabelalarla kapatıldığını, farklı ticari faaliyetlerle kullanılmaya devam ettiğini belirterek, belediyeye bu konuda çağrıda bulundu.
Belediye Çalışmaları ve Kentsel Dönüşüm Değerlendirildi
Programda Erzincan Belediyesi’nin bazı çalışmaları da olumlu yönde değerlendirildi. Selçuk Özdemir, özellikle eski ve sorunlu alanların temizlenerek yeni yaşam alanlarına dönüştürülmesini önemli bulduğunu söyledi.
Belediye Başkanı Bekir Aksun’un bazı bölgelerde uzun yıllardır yapılamayan dönüşüm çalışmalarını hayata geçirdiğini belirten Özdemir, bu çalışmaların şehir için önemli olduğunu ifade etti.
Veda Ecem Öztürk ise tabelaların belirli standartlara kavuşturulması gerektiğini belirterek, şehirdeki görüntü kirliliğinin azaltılması gerektiğini söyledi.
Milletvekillerinden Beklenti Büyük
Programın ilerleyen bölümünde Erzincan’ın milletvekillerinin şehre katkıları konuşuldu. Veda Ecem Öztürk, Erzincan’ın iki milletvekili bulunduğunu, nüfus artışıyla bu sayının üçe çıkabileceğini ifade etti.
Mustafa Sarıgül’ün şehrin tanıtımı konusundaki çalışmalarına değinilirken, Vali Hamza Aydoğdu’nun da Erzincan’ın sosyal medya üzerinden tanıtılmasına katkı sunduğu belirtildi.
Süleyman Karaman’dan ise özellikle ulaştırma projeleri konusunda beklentinin büyük olduğu ifade edildi. Hızlı tren, yollar ve tünel projelerinin Erzincan için kritik önemde olduğu vurgulandı.
Erzincan Hızlı Tren Bekliyor
Programda hızlı tren projesi de gündeme geldi. Selçuk Özdemir, Erzincanlıların artık sadece projelerin konuşulmasını değil, icraatın başlamasını beklediğini söyledi.
Sivas’tan Erzincan’a doğru hızlı tren çalışmalarının ilerlemesi gerektiğini belirten Özdemir, gerekli ödeneklerin sağlanarak projenin hızlandırılması çağrısında bulundu.
Sakaltutan, Kızıldağ ve Pülümür Yolu İçin Tünel Çağrısı
Programda Erzincan’ın en önemli ulaşım sorunlarından biri olan tünel ihtiyacı da detaylı şekilde ele alındı. Selçuk Özdemir, her yıl Sakaltutan, Kızıldağ, Ahmediye ve Pülümür yolu güzergahlarında çok sayıda trafik kazası yaşandığını belirtti.
Bu bölgelerde kış şartlarının ağır geçtiğini, yokuş, buzlanma ve virajların can kayıplarına neden olduğunu ifade eden Özdemir, Erzincan’ın tünel projelerine acil ihtiyacı olduğunu söyledi.
“İlla Rizeli mi, Trabzonlu mu olmamız lazım?” diyerek ulaşım yatırımlarında Erzincan’ın da hak ettiği payı alması gerektiğini vurgulayan Özdemir, Trabzon’a giderken tüneller sayesinde yolun kolaylaştığını ancak Erzincan’da hala Sakaltutan gibi bölgelerde araçların zorlandığını dile getirdi.
Sünebeli Tüneli ve Yol Güvenliği Gündemde
Sünebeli Tüneli’nin yıllardır tamamlanamamasına da değinilen programda, projelerin ekonomik krizler ve afetler nedeniyle aksayabileceği ancak can güvenliği için geçici çözümlerin de hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Veda Ecem Öztürk, tünel projeleri tamamlanana kadar yol güzergahlarında galeri sistemleri, rüzgar kesici önlemler, doğru tuzlama, kış lastiği denetimleri ve buzlanmayı engelleyecek teknik çözümlerin uygulanabileceğini söyledi.
Öztürk, gerekirse sürücülerin tehlikeli hava koşullarında belirli noktalarda bekletilmesi gerektiğini belirterek, “Hiç gidememektense geç gitmek daha iyidir” değerlendirmesinde bulundu.
İliç Altın Madeni ve Çevre Güvenliği Konuşuldu
Programın önemli başlıklarından biri de İliç’teki altın madeni oldu. Selçuk Özdemir, İliç’te faaliyet gösteren Anagold Madencilik sahasında 13 Şubat’ta yaşanan maden faciasında 9 işçinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Madenin uzun süredir kapalı olduğunu ve sonraki süreçte şirket yapısında değişiklikler yaşandığını belirten Özdemir, altın madeninin ülke ekonomisine katkısı kadar çevresel ve insani risklerinin de konuşulması gerektiğini söyledi.
Veda Ecem Öztürk ise biyolog gözüyle madenciliğe yaklaştığını belirterek, yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasına karşı olmadığını ancak bunun doğaya ve insana zarar vermeyen, bilimsel ve güvenli yöntemlerle yapılması gerektiğini vurguladı.
Öztürk, “Önce can” diyerek, maden sahasında geçmişte yaşanan kazanın nedenlerinin iyi sorgulanması gerektiğini, yeni dönemde çok daha sıkı denetimlerin yapılmasının şart olduğunu söyledi.
Toprak, Tarım ve Hayvancılık Vurgusu
Programda Erzincan’ın tarım ve hayvancılık potansiyeli de ele alındı. Veda Ecem Öztürk, toprağın giderek daha kıymetli hale geldiğini belirterek, değişen iklim şartları ve pandemi sürecinin insanların kırsala ve üretime yönelmesini hızlandırdığını ifade etti.
Öztürk, Erzincan’ın tarıma dayalı bir şehir olduğunu, bu yönünün göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın turizmle desteklenebileceğini belirten Öztürk, Erzincan’ın ağır sanayi şehri olmasının zor olduğunu dile getirdi.
Selçuk Özdemir de Erzincan’da fabrika kurmanın hammadde ve ulaşım maliyetleri nedeniyle zor olduğunu ifade ederek, demiryolu taşımacılığının sanayi için daha etkin kullanılması gerektiğini söyledi.
Teşvik Sistemi Erzincan İçin Yetersiz Kalıyor
Programda Erzincan’ın yatırım teşvikleri açısından daha güçlü desteklenmesi gerektiği de vurgulandı. Selçuk Özdemir, Kocaeli ile Erzincan’ın aynı teşvik paketi içinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, Erzincan gibi doğu illerine daha özel destekler sağlanması gerektiğini söyledi.
Veda Ecem Öztürk de Erzincan’ın uzun yıllardır kaderine terk edilmişlik hissiyle anıldığını belirterek, şehrin potansiyelinin ortaya çıkarılması için gerçekçi ve kalıcı projelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Şirin Erzincan’ın Hafızası Korunmalı
Programda Erzincan’ın geçmişteki şehir kimliği de konuşuldu. Veda Ecem Öztürk, “Şirin Erzincan” ifadesinin kendisine 1980’li yılların bahçeli, müstakil evli, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu Erzincan’ı hatırlattığını söyledi.
Öztürk, yeniliğe karşı olmadıklarını ancak şehrin hafızasını gelecek nesillere aktaracak bazı yapıların, sembollerin ve kültürel değerlerin korunması gerektiğini ifade etti.
Kavak ağaçlarının kesilmesiyle doğadaki dengenin değiştiğini ve karga nüfusunun arttığını belirten Öztürk, doğayla oynamamak gerektiğini vurguladı.
Ergan Dağı Yolundaki Çöp Alanı
Programda Ergan Dağı yolundaki çöp alanı da gündeme geldi. Selçuk Özdemir, bölgeden geçenlerin kötü kokudan rahatsız olduğunu belirterek, bu alanın Erzincan’ın turizm vizyonuna yakışmadığını söyledi.
Veda Ecem Öztürk de bu görüşe katılarak, Ergan Dağı’na giden yerli ve yabancı turistlerin bu manzarayla karşılaşmasının şehre zarar verdiğini ifade etti. Çöp alanının taşınıp taşınamayacağına yetkililerin karar vereceğini belirten Öztürk, mevcut görüntünün Erzincan’a yakışmadığını dile getirdi.
Kent Konseyi ve Ortak Akıl Çağrısı
Programda şehirde yapılacak projelerde halkın görüşünün alınması gerektiği de ifade edildi. Veda Ecem Öztürk, halkla konuşulmadan hayata geçirilen projelerin zaman zaman sorunlara neden olabildiğini belirterek, Kent Konseyi’nin daha aktif hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Selçuk Özdemir ise Kent Konseyi Başkanı Avukat Çağatay Çağan’ın programa davet edilebileceğini belirterek, konseyin çalışmalarının kamuoyuna anlatılmasının faydalı olacağını ifade etti.
Trafik ve Otopark Sorunu Masaya Yatırıldı
Erzincan şehir merkezindeki trafik ve otopark sorunu da programda ele alındı. Veda Ecem Öztürk, geçmişte bazı projeler konusunda uyarılarda bulunduklarını ancak trafik yoğunluğunun bugün ciddi bir sorun haline geldiğini belirtti.
Selçuk Özdemir, şehir merkezindeki kaldırımların bazı noktalarda çok geniş olduğunu, küçük düzenlemelerle yolların rahatlatılabileceğini söyledi. Dört Yol çevresinde araçların sıkıştığını, hatalı parkların trafiği aksattığını ifade etti.
Özdemir, Sivas örneğini vererek, hatalı park konusunda caydırıcı denetimlerin Erzincan’da da artırılması gerektiğini söyledi.
1992 Depremi ve Erzincan’ın Acı Hafızası
Programın son bölümünde Erzincan’ın deprem gerçeği konuşuldu. Selçuk Özdemir, 1992 Erzincan depremini yaşadığı anılarıyla anlattı. Depremden önce çarşıda gezdiğini, akşam eve döndüğünü ve daha sonra büyük felaketin yaşandığını belirten Özdemir, çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini, birçok kişinin yerinden yurdundan olduğunu söyledi.
Özdemir, 1992 depreminin üzerinden 34 yıla yakın zaman geçmesine rağmen şehrin bazı bölgelerinde deprem izlerinin hala görüldüğünü ifade etti.
Veda Ecem Öztürk ise 1992 depreminde hayatını kaybeden 653 kişinin resmi kayıtlara geçtiğini, çok sayıda yaralı ve hasarlı bina bulunduğunu hatırlatarak, bu acı tecrübenin yapı denetimi açısından Türkiye için dönüm noktası olduğunu söyledi.
Yapı Stoku Yenilenmeli, Yatay Mimari Korunmalı
Programda Erzincan’ın yeni yapı stokunun büyük ölçüde depreme daha dayanıklı hale geldiği ancak eski ve riskli binaların hala sorun oluşturduğu ifade edildi.
Selçuk Özdemir, özellikle bazı mahallelerde orta hasarlı olup güçlendirme yapılan binaların güven vermediğini belirterek, olası büyük bir depremde bu yapıların ciddi risk oluşturabileceğini söyledi.
Yeni TOKİ projelerine ihtiyaç olduğunu belirten Özdemir, Erzincan’da her yıl çok sayıda kişinin evlendiğini ve yeni konut ihtiyacının sürekli arttığını ifade etti.
Veda Ecem Öztürk ise yüksek ve büyük kütleli yapılar yerine daha estetik, bahçeli, yatay mimariye uygun konutların yapılmasının şehir kimliği açısından daha doğru olacağını söyledi. Çukurkuyu bölgesindeki yatay villa tipi yapıların güzel bir örnek olduğunu belirten Öztürk, benzer projelerin Erzincan’da yaygınlaştırılabileceğini ifade etti.
Söz Sırası Bizde Yeni Konuklarla Devam Edecek
Programın sonunda Selçuk Özdemir ve Veda Ecem Öztürk, “Söz Sırası Bizde”nin her hafta farklı konular ve yeni konuklarla izleyici karşısında olacağını söyledi.
Programda Erzincan’ın sorunlarının yanı sıra güzelliklerinin, başarı hikayelerinin ve çözüm önerilerinin de konuşulacağını belirten sunucular, izleyicilere yeni bölümlerde buluşma çağrısı yaptı.
Next