Gazeteci Selçuk Özdemir'in kaleminden. ''Zam Gelmeden Yakıt Nasıl Bitti?'' kaleme aldığı köşe yazısı..

Dün gece motorine 8 liranın üzerinde zam geldi.

Bir gecede, bir litre motorinin fiyatı 8 liradan fazla arttı. Artık akaryakıt istasyonuna girmek bile vatandaş için başlı başına bir hesap işi.

Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim konu zam değil.

Çünkü zam geleceği saatler öncesinden belli olunca Erzincan’da yine hiç yabancı olmadığımız bir tablo ortaya çıktı.

Bazı akaryakıt istasyonlarında vatandaşa, “Yakıt kalmadı” denildiği yönünde ciddi şikayetler var.

İnsan ister istemez soruyor.

Zam geleceği belli olmadan önce olan motorin, zam haberi duyulunca nasıl bir anda bitti?

Tank mı boşaldı?

Tanker mi gelmedi?

Yoksa depodaki yakıt, birkaç saat sonra daha pahalı satılacağı için pompalar mı kapatıldı?

Eğer gerçekten yakıt bittiyse amenna.

Ticarette bunun olması mümkündür. Sevkiyat gecikir, yoğunluk yaşanır, istasyonun deposu boşalabilir.

Ama ne hikmetse bu “yakıt kalmadı” meselesini çoğunlukla zam öncesinde duyuyoruz.

Vatandaşın kafasındaki soru da tam olarak burada başlıyor.

Gece yarısından sonra aynı depodaki motorin yeni fiyatıyla satılmaya başlanıyorsa, insanlar doğal olarak “Madem yakıt yoktu, bu yakıt gece nereden geldi?” diye soruyor.

Bence bu sorunun cevabını vatandaş hak ediyor.

Çünkü mesele sadece birkaç litre mazot meselesi değil.

Mesele ticari ahlak meselesidir.

Mesele vatandaşın cebidir.

Mesele güven meselesidir.

Bugün bir vatandaş aracının deposuna 50 litre motorin almak istediğinde, tek gecelik 8 liranın üzerindeki fiyat farkı cebinden yüzlerce lira daha fazla para çıkması anlamına geliyor.

Hal böyleyken, zamdan birkaç saat önce “yakıtımız kalmadı” denilmesi elbette sorgulanacaktır.

Kimse kusura bakmasın.

Vatandaş zaten vergilerle, zamlarla, hayat pahalılığıyla mücadele ediyor. Bir de “Nasıl olsa gece zam gelecek, şimdi satmayalım” anlayışı varsa bunun karşısında durmak gerekir.

Buradan Erzincan’daki akaryakıt sektörüne de açık bir çağrıda bulunuyorum

Gerçekten yakıtınız bittiyse bunu açıklayın.

Sevkiyat sorunu varsa söyleyin.

Ama depoda yakıt olduğu halde sırf birkaç saat sonra daha yüksek fiyattan satabilmek için vatandaşa “yakıt kalmadı” deniliyorsa, bunun adı ticaret değildir.

Vatandaşın cebinden üç kuruş daha fazla almak uğruna insanların güvenini kaybetmeyin.

Ayrıca ilgili kurumların da özellikle yüksek oranlı zamların açıklandığı günlerde akaryakıt istasyonlarında denetimlerini artırması gerektiğini düşünüyorum.

Zam öncesinde satışın durdurulup durdurulmadığı, istasyonların tanklarında gerçekten yakıt bulunup bulunmadığı ve satış kayıtları gerektiğinde kontrol edilmelidir.

Çünkü bu iş söylentiyle bırakılacak bir konu değildir.

Gerçekten yakıt bittiyse istasyonun da hakkı teslim edilmeli.

Ama yakıt olduğu halde satış yapılmadıysa vatandaşın hakkı da korunmalı.

Benim derdim kimseyi peşinen suçlamak değil.

Benim derdim şu basit soruya cevap bulmak.

Zamdan birkaç saat önce “yok” denilen motorin, zamlı tarife başladıktan sonra nasıl yeniden “var” oluyor?

Erzincan küçük şehir.

Herkes birbirini tanıyor.

Vatandaş hangi istasyonda ne yaşadığını da unutmuyor.

Esnaflık bir günlük fazla kazançla değil, yıllarca oluşturulan güvenle yapılır.

Üç kuruş fazla kazanacağım diye o güveni kaybetmeye değmez.

Ve son olarak şunu söyleyeyim:

Yakıt gerçekten bittiyse sorun yok.

Ama zam geleceği için “bitti” deniliyorsa…

Vatandaşın aklıyla da, cebiyle de oynamayın.