Eğitimci Yazar Saim Aybey’in Kaleminden...
Türkiye’nin siyasi tarihinde farklı kılıklar altında sahneye çıkan odakların ortak bir hastalığı vardır: Güce tapınmak. Dün solculuk maskesiyle, bugün dindarlık ya da liberal kimlikle ortaya çıksalar da özleri değişmez. İlke, inanç ve değer onlar için sadece bir araçtır; asıl amaç, gücün yanında saf tutmaktır.
Hatırlayalım…
Bir dönem “anti-emperyalist” sloganlar atan Kürt solcuları, Suriye’de ve Irak’ta ABD’nin en yakın müttefiki oldu. “Halkların kardeşliği” diye gençleri peşlerinden sürükleyenler, sonunda İsrail ve Washington merkezli stratejilerin gönüllü taşeronu haline geldi.
Bir başka dönemde din, eğitim ve hizmet kavramları üzerinden güç devşiren FETÖ, küresel odakların maşası olarak bu millete en ağır darbeyi indirmeye kalkıştı. Yanlarında özgürlükçülük maskesi takmış liberaller vardı; medyada, ekranlarda, “demokrasi” ve “özgürlük” adına Cumhuriyet’in köklü kurumlarını yıpratan aynı çevreler…
Bir koro da yıllardır Ermeni meselesi üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya uğraşıyor. Sözde insan hakları ve özgürlük söylemleriyle süslenen bu tutum, aslında Türkiye karşıtı odakların dilini içselleştirmekten başka bir şey değil.
Bugün ise yeni bir sahne açıldı. Siyasal İslam kimliği altında ulus devlete saldıranlar, İslam’ı bir iman meselesi olarak değil, siyasetin en ucuz aparatı olarak kullanıyor. Ümmet söylemleriyle milli bağımsızlığı zayıflatırken, aynı anda küresel güçlerin çıkarlarına eklemleniyorlar.
Ortak payda nettir: İlkesizlik. Dün “devrimci” iken bugün Amerikancı, dün “dindar” iken bugün çıkarcı, dün “özgürlükçü” iken bugün Türkiye karşıtı… Hepsinin özünde aynı şey vardır: Güç kimdeyse, onun yanında yer almak.
Ama tarih bize bir hakikati defalarca göstermiştir:
Cumhuriyet’in temel değerlerine saldıranlar, her seferinde en sonunda bu millete acı bir ders bırakmıştır. Bedelini ise hep halk ödemiştir; darbelerle, ekonomik krizlerle, terörle, kutuplaşmayla… Bu ülkenin en büyük kayıpları, işte bu patolojik yapılar yüzünden yaşanmıştır.
Türkiye’nin geleceği, güce tapanların değil; sahici aydınların, sağduyulu aklın ve milletin ortak iradesinin elinde yükselecektir. Çünkü maskeler düşer, güçler tükenir, çıkarlar dağılır; ama Cumhuriyet’in değerleri milletin kalbinde yaşamaya devam eder.
Next