Eğitimci Yazar Saim Aybey'in kaleminden..
“Başkalarının ölçüsüne göre yaşamak, kendi ruhunu yitirmektir.”
Seneca
Bu yazım gençlere ve ailelerine yönelik uyarı niteliğinde bir yazı olup çoğumuzun farkında olduğu ama anlamakta zorluk cektiği gençlerde güzellik arayışının nedenlerini ortaya koyduğum ve bilimsel kaynaklardan da yararlandığım bir yazı. Zevkle ve dikkatle okumanız dileğiyle.
Son yıllarda estetik operasyonlara olan ilgi hızla artarken, bu müdahalelere başvuranların yaş ortalaması da dikkat çekici biçimde düşüyor. Artık yalnızca yetişkinler değil, ergenlik çağındaki gençler ve hatta çocuklar bile dış görünüşlerini değiştirmek için estetik cerrahiyi bir çözüm olarak görüyor. Peki gençleri aynadaki “kusursuzluk” arayışına iten bu eğilimin arkasında ne var?
Bugünün gençliği, sosyal medya çağında büyüyor. Instagram ve TikTok gibi platformlarda sürekli karşılarına çıkan “ideal” yüzler, pürüzsüz ciltler ve kusursuz bedenler, onların gerçeklik algısını yavaş yavaş değiştiriyor. Filtrelerle, dijital efektlerle ve profesyonel düzenlemelerle üretilen bu görüntüler, güzelliği tek bir kalıba hapsediyor. Algoritmalar da bu görüntüleri sürekli öne çıkararak gençleri aynı hedefe yönlendiriyor: daha güzel görünmek, daha fazla beğeni almak ve daha çok onay görmek.
Beğenilme isteği, ergenlik çağındaki bir genç için masum bir duygudan öteye geçiyor. Takipçi sayısı, beğeni oranı ve gelen yorumlar, artık özgüvenin ölçüsü haline gelmiş durumda. Araştırmalar da sosyal medyada fazla zaman geçiren gençlerin estetik operasyonlara daha sıcak baktığını gösteriyor. Kısacası “güzel görünmek”, artık sosyal kabulün kapısını açan bir anahtar gibi görülüyor.
Bu durumun psikolojik bir yönü de var. Ergenlik dönemi zaten bedene odaklanma dönemidir. Ancak günümüzde bu odaklanma, çoğu zaman eleştiri korkusuna ve sosyal görünüş kaygısına dönüşüyor. Çevresinden olumsuz yorumlar duyan, akran zorbalığına maruz kalan bir genç, bedeninin beğenmediği yerlerini takıntı haline getirebiliyor. Bu durum, zamanla benlik saygısında zedelenmelere ve beden algısında bozulmalara yol açıyor.
Bazı gençlerde bu durum daha da ileri giderek beden biçimsizlik bozukluğu (BDD) gibi ciddi psikolojik sorunlara dönüşebiliyor. Kendi bedenini kusurlu görmeye başlayan birey, sürekli bir memnuniyetsizlik içinde yaşıyor. Bir burun ameliyatı, ardından dudak dolgusu, sonra çene hattı derken bu döngü bitmek bilmiyor. Genç birey, dışarıdan daha güzel görünse de içeride kendini beğenmemeye devam ediyor.
Teknolojinin ilerlemesi de bu süreci kolaylaştırıyor. Artık operasyonlar daha kısa sürüyor, iyileşme daha hızlı oluyor ve cerrahi dışı işlemler ekonomik olarak daha ulaşılabilir hale geliyor. Bu da estetiği “bir tıkla” yapılabilecek bir şey gibi gösteriyor. Hızlı sonuç alma isteği, modern çağın en yaygın alışkanlığı olduğu için, gençler için bu tür işlemler sıradanlaşmaya başladı. Değişim arzusu, adeta bir sosyal norm haline geldi.
Ancak bu tablo yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz. Estetik ameliyatlara yöneliş, toplumsal baskıların, medya dayatmalarının ve psikolojik kırılganlıkların kesiştiği bir noktada büyüyor. Görünüm değişikliği, bazen yapısal bir bozukluk olmadan sadece beğenilme isteğiyle yapılıyor. Fakat bu arayış, çoğu zaman gençlerin özsaygısını güçlendirmek yerine daha da zayıflatıyor.
Ve burada en önemli sorumluluk, hiç kuşkusuz anne ve babalara düşüyor. Çocuklar henüz erişkin değildir; onların benlik algısı, çevresinden aldığı her sözle şekillenir. “Biraz kilo mu aldın?”, “burnun babana benzemiş”, “şu halinle kim beğenir seni?” gibi farkında olunmadan söylenen ifadeler, genç bir zihinde kalıcı yaralar açabilir. Aile içindeki bu küçük ama sert eleştiriler, çocuğun aynadaki görüntüsüne düşman olmasına neden olur. Bu noktadan sonra estetik arayışı, yalnızca fiziksel bir müdahale değil, ruhsal bir çığlık haline gelir.
Ebeveynlerin unutmaması gereken şey, gençlerin hâlâ gelişme çağında olduklarıdır. Onları dış görünüşleriyle yargılamak, bir ömür sürebilecek özsaygı problemlerini besler. Sevgi ve kabul görme ihtiyacını koşulsuz biçimde hissettiren aileler, çocuklarının kendileriyle barışık bireyler olarak yetişmesine katkı sağlar.
Bu olumsuz döngünün kırılması için gençlere sosyal medyadaki manipüle edilmiş içerikleri ayırt etme becerisi kazandırmak, beden algısı ve özsaygı konusunda farkındalık oluşturmak gerekiyor. Çünkü kabul görme ihtiyacı, dış görünüşün geçici “kusursuzluğundan” değil, insanın kendi içsel değerini fark etmesinden beslenir.
Gerçek güzellik, aynada değil, insanın kendine duyduğu saygıda saklıdır.
Ve o saygının ilk tohumu, çocuğun ailesinin gözünde kendini olduğu gibi güzel hissettiği anda atılır.
KAYNAKLAR:
- ÇAPCIOĞLU, İhsan; YILDIRIM, Ayça. "21. Yüzyılda Güzellik Olgusunu Etkileyen Faktörler ve Psikososyal Sonuçları"
- DEMİRBAŞ, Hatice. "İnsanlar Neden Estetik Müdahalelere Yönelmektedir? Gerisindeki Güdülenme" (ASOS Journal, Yıl: 7, Sayı: 99, Aralık 2019, s. 81-91).
- ÖZMEN, Sümeyye; ÇELİK, Firdevs. "Gençlerde Sosyal Görünüş Kaygısı ve Beğenilme Arzusunun Estetik Cerrahiyi Kabul Etme Üzerine Etkisi" (Gençlik Araştırmaları Dergisi, Nisan 2024-12(32)-61-75).
Next